petta reddast

petta reddast
@petttareddast
Bu hesapta -ve her hesapta- sizin katılmak zorunda olmadığınız fikirler paylaşılmaktadır.
Yapısal Tasarım Mühendisi
Yıldız Teknik Üni.
Hollanda
101 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Consciousness yani bilinç sözcüğünün İngilizcesi "birlikte bil­mek" anlamındadır. Birlikte bilmek bir kültürün de sağlamlığını gösterir. Uygarlıklar, birlikte bilmekle bir bilince ulaşırlar. Birlikte bilmek için "birlikte merak etmek" gerekir, ortak merak tanımını bağlantısal bütünsellik kültürünün oluşturulup geliştirilmesin­deki temel paylaşma biçimi olarak öne sürüyorum. Bir toplumu bir araya getiren bağlantısallık öğesi para olabilir, güç tutkusu olabilir, zorluğa birlikte katlanma ortaklığı olabilir, üretilenin tüketiciliğinde ortaklık olabilir, milliyetçilik bağı olabilir, ırk bağı olabilir, din bağı olabilir... Bağlantısal bütünsellik bilimi ile gelecek kültürün bağlantısallık kodlamasının merakta ortaklık, çalışmakta ve yaratıcılıkta ağsal yapılanma, iyilikte ülküdaşlık ve birlikte bilmek olabileceğini düşünüyorum. İnsanlık aydınlanma ile nasıl "birey" olduysa, ulus devlet ile nasıl "yurttaş': Keynesçi kapitalizm ile nasıl "vergi ödeyen vatandaş': neoliberal ekonomik sistemle nasıl "küresel tüketici" olduysa, bağlantısal bütünsellik kültüründe de "yaşamdaş" olmayı öğrenecek. Yaşamdaşlığın ilk aşaması "dünyadaşlık" eğitimi olabilir. Ortak merak, "merak­ daşlık" bu nedenlerle önem verdiğim bir kültür oluşturucu rolü üstlenebilir.
Reklam
Aristoteles, 2400 sene öncesinden "Metafızik"te şöyle seslenir: "insan doğası gereği bilmek ister':so Yaşamın bağlantısallığını ve özyaratım=kendinden yaratma ilkesinin farkındalığındaki herkes bu önermeyi kabul eder. Ancak zaten meraklı olmak için "insan olmak" yeterlidir gibi bir sonucun da çıkmaması gerek çünkü meraklı olmak öğrenilen bir yaşama biçimidir. Aristoteles'in, (doğası gereği) tümdengelimci önermesi "Irmak doğası gereği akan sudan oluşur ve bu enerji içerir" önermesine benzer. Ancak sadece bazı uygarlıklar değirmenler yaratmayı keşfederek, akış halindeki ırmaktan kullanılabilir enerji elde etmeyi becermiştir. Merak ırmakta suyun akması değil, akan sudan değirmen ile kullanılır enerji elde edebilme sürecidir. Yani merak insanlığın kültür aracılığıyla, eğitimle, çalışmayla, varoluş gerçekliğine dönüştürebileceği zihin cevheridir. Merak ırmaktaki su ise onu işleyen değirmen kültür ve eğitimdir.
"Ortak merak" ya da meraklanılan konu üzerinde bir düşünce ağının gelişmesi, kültürün o alanında enformasyonun doğası gereği kendinden-yaratma=özyaratım oluşturur ki bu toplumsal yaratıcılığın, üretkenliğin ana güç kaynağıdır. Kültürel anlamda merak bulaşıcıdır, yeni tecrübelerle sınırları esneyip genişleyen zihin, yeni elektrokimyasal bir bağlantısallık üreten nöronal yapı (bu sürece plastisite diyoruz) gibi, asla eski biçimine geri dönmez. Nietzsche "bir kez uyandın mı, sonsuza dek uyanık kalacaksın" der.
“Merak zihindeki bilgi ağlarının olumlu bir istekle büyü(tül)mesi sürecidir.” Kendi merakımı, meraklı olduğumdaki halimi ve heyecanımı düşününce merak için daha iyi bir tanımlama olamaz diyorum. Müthiş tespit Türker Hocam
Ayrıca unutmamalıyız ki fiziksel ve kültürel evreni de somutlaştı­ran ve yaşam haline getiren de beynimiz ve ürünü olan zihnimizdir. Yani yapay zekalı yaşam formları insan zekasını artırabilir ama geçmesi zor olacaktır. Esas problemimiz, insanüstü yapay zeka yaratma başarısına erişeceğimiz değil; beni düşündüren kısım, buna ulaşmaya çalışırken elde edeceğimiz yarım başarılar. Yani ürettiğimiz uygarlığın yaşam-ağı içinde kendisine yer bulamaması. Unutmamak gerekir ki yaşam insanlık zihninden daha yetkin bir bilgi işleme sistemidir; yarım kalmış evrimsel başarısızlıkların mezarlığı da epey büyüktür. Elbette bu son cümleyi ister istemez kendi zihnimi olması gereken yere, insanlık uygarlığının içine koyduktan sonra söylüyorum. Yoksa yaşam-ağı açısından zaten insanlığın evrimsel başarısızlığı, enformasyon işleme sisteminin doğal seyridir. İnsanlık olarak elbette yaşamın içinde hep var olmak üzere hayat bulmuş enformasyon kodlama sistemleri olduğumuz sanrısı içerisindeyiz. Aslında bu noktada bilinçten ve bilincin ne'liğinden bahsetmek gerekir.
Reklam