Tümüyle bilinmeyeni betimlerken bile, bunu bildiklerimiz ya da kısmen bildiklerimiz bağlamında yapabiliriz. Kategorilerimizin başarısızlığını kabul etmek yerine, ampirik deneyimleri bu kategorilere uyacak şekilde bir kuşa benzetmeye bayılırız.
Böylesi tercüme sorunları sadece Batıya özgü değildir. İlk defa bir domuzla karşılaşan insanların anlatıldığı bir Yerli halk hikâyesi vardır. Bu insanlar ilkin şaşakalırlar. Sonra içlerinden biri gayet kendinden emin bir halde, bunun yemeyi abartmış bir fare olduğunu iddia eder. Bir başkası ise buna itiraz eder ve yine aynı bilmişlikle, bunun aç kaldığı için bu hale gelmiş bir fil olduğunu söyler. Hiçbiri mevcut kategorilerini bir kenara bırakıp da bunun yeni bir deneyim olduğunu kabul etmeye yanaşmaya niyetli değildir.