Yani ben saçmalığa övgü sunarken "Bir adam dünyanın herhangi bir yerinde hapiste iken kendimi özgür hissedemem" diyen Albert Camus'yü aklımdan çıkaramıyorum.
I.
Biz kimleriz?.. Biz Altay'dan gelen erleriz.
Çamlıbel'de uğuldarız; coşar, gürleriz.
Biz öyle bir milletiz ki ezelden beri,
Hak yolunda yalın kılıç, hep seferberiz.
"Zafer" bizim şâha kalkmış küheylânımız;
Atıldı mı durduramaz ne dağ, ne deniz...
Felâketler pençemizde oyuncak olur;
Yangınlarla bütün cihan al sancak olur.
Tan yerinden yıldırımlar saçan sesimiz
Gün batısı üzerine şöyle duyulur:
Fırtınalar yoldaşındır nara salan Türk!
Hey koca Türk, Tanrısından kuvvet alan Türk!
II.
Yürüyoruz, başımızda ay yıldızımız,
Genç, ihtiyar, kadın, erkek, oğul, kızımız...
Soyumuzda ne kahraman kardeşler vardır:
Türkmen, Oğuz, Başkurt, Tatar ve Kırgızımız...
Demir dağlar delmiş olan Bozkurtlarız ki
Orkub'da var Kül Tigin''den kalma yazımız...
Ey Türkeli, ben uzaktan gelen yorgunum.
Dinle beni, ben de senin bir öz oğlunum.
Geceleyin çölde yalnız kalan yolcu bir
Solgun ışık farkedince nasıl sevinir,
Nasıl bütün ümidini bağlarsa ona,
Ben de öyle yadelinden baktım vatana.
Sen uzaktın benden, fakat kalbim senindi.
Ey Türkeli, hasretin tâ ruhuma sindi.
Bir kasırga alt üst etti dünyayı bütün.
Kanlı, viran mabedinde tarihin bugün
Kaç hükümdar tâcı kandil olup asıldı...
Kaç istiklâl gömmek için mezar kazıldı...
Bu kazılan mezarlardan biri en derin.
Bu en derin mezar senin, ey vatan senin!
Kızıl gökten çalacaktı ayla yıldızı
Ölümünden şenlik yapan kefen hırsızı.
O karanlık günlerinde, gönlümüz kara,
Bağrımızda sefillerin açtığı yara,
Ellerimiz bağlı matem zincirleriyle.
Neslimizin bezgin ömrü bütün hâile,
Şehid olan emellere hep hazin, hazin
Ağlamaktan nuru söndü gözlerimizin.
Dinleyerek baykuşların kahkahasını
Millet kara bayraklarla tuttu yasını.
Bugün ki biz Hak yolunda kanını döken,