Sizin çocuklar.
Uyku yine piç oldu bunlar yüzünden. Keşke 2. dakikadan sonra yatsaydim..
...tahtakuruları kemirdi tahtımı tacımı; piç kurularından kaldı hep ahım da, acım da.
Şiir
Reklam
YA HİÇ YA PİÇ
"Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun. Üzülürsün. Pişman olursun. Sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın." Diyor Hakan Günday, Piç romanında. Livaneli bunu şöyle ifade etmiş: “Sevişirken iç içe geçen, solukları karışan, birbirine en yakın hale gelen insanların, sonradan bu kadar yabancılaşmasına, hatta can yakmaya çalışmasına hep hayret etmişimdir. Önce en büyük haz, sonra en büyük can yakma, ne tuhaf.” Bu böyledir. Sevgi, nefrete en yakın his. “Senden nefret ediyorum çünkü zamanında seni çok sevmiştim, her şeyden çok sevmiştim.” Sevgi ve nefret arası çok ince, kıldan ince bir çizgi. Neresinde duracağını zaman tayin eder insanın. Ve evet, her büyük sevgi mutlaka nefrete dönüşür.
Edebi arıyorsanız değil...:)
Kaç kez fısıldadılar kulağıma, dokunduğum her hikayeyi piç eden bir uğursuz olduğumu. Parmaklarımın ucunda sanki şefkat değil de serseri bir zehir varmış gibi baktılar yüzüme. Oysa şu serçe parmağım kadar kırılgan kalbimle, sizin o devasa, o her şeyi hesaplayan dünyanızı nasıl incitebilirdim ki? Şimdi anladım; Sizin o kusursuz maskelerinizin arkasına gizlediğiniz bütün o organize yalanların tek temiz tarafı bendim. Sırf oyununuzu bozuyorum diye, siktir çektiniz varlığıma. Tutmaya tenezzül etmediğiniz o ellerim, o kibirli misafir odalarınızın tam ortasında sessiz bir lanet gibi dikildi kaldı. Şimdi siz o süslü, o ruhsuz evlerin birer figüranısınız. Ben ise tek başıma terk edildiğim bu masanın, bu kaybedişin en fiyakalı galibiyim. Beni itip fırlattığınız o sahte cennetinizden çıkarken, kendi cehennemimin taşlarını birer birer, gururla dizdim patika yollara. Öğrendim; bir nisan akşamında, yüzüme gülen o bir çift gözün arkasındaki o satılık, o aciz gülüşü okumayı öğrendim o taşların üzerinde yürürken. Ama geçti. Şimdi artık beni yormayan, ruhumu hırpalamayan o muazzam yalnızlığın elini tutuyorum. Ayaklarım, hayatın o sert ama en azından yalan söylemeyen sıcak dokusunda özgürce dans etmeye davetli. Rûken..
Gün Aydın ama nasıl?
Gecenin bir köründe nasıl aklıma geldi bilmiyorum fakat, Ömer Seyfettin 'in PİÇ adlı kısa eseri ve bulunması da çok zor! Acaba nasıl bulabilirim düşüncesiyle sabah ettim. Okuma aşkı mı, millet vatan aşkı mı? Bu eseri bana aratıyor ona da karar veremedim.. 🤦🏻‍♀️🤦🏻‍♀️ Yardımcı olabilecek olursa diye Günaydın 😶‍🌫
Reklam
Reklam