Ellerini paltosunun cebine soktu, hava yumuşamıştı, kar burnunun dibinde enfiye gibi tozuyor, yüzünü gıdıklamakla. Keyfi yerine geliyordu. Köye inen yokuşu geçti, çocuklar yoktu daha ortalıkta. Derme çatma kızağını anımsadı. Takır takır, inip kalkarak, yuvarlanıp içi hop ederek. Köyün içine kızağıyla nasıl indiğini. Vay anasını, dedi. İnsan aslında hep eziyet çekiyor da. Bazı zamanlar daha sonra iyiymiş gibi geliyor. Geçmişin bize iyi gelmesi belki de gelecekten korktuğumuzdandır. Yoksa o ne rezillikti. Bir de babamdı ki, bir kurbanlar keserdi ki, kurban yani, öyle böyle değil. Ama sonra birden rızk kesilir, bir daha elimiz rahatlıklayıncaya kadar.
Sayfa 53 - Hep Kitap, 1. Baskı / Kasım 2018, İstanbul