Hanife

“Göstersin eski kitap sendeki imgeleri İlkin nasıl yazıya döküldüyse düşünce. Acaba eski dünya neler demiş, görelim, Sendeki görmelere değer güzelliklere; Onlar mı üstün, biz mi, bu işin ustası kim, Yoksa dönüp dolaşıp geldik mi aynı yere? Hiç kuşkum yok: Geçmişte, ne sivri akıllılar Senden değersizlere övgüler yağdırdılar.”
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Yeni hiçbir şey yoksa, yalnız eskiler varsa Demek ki beynimize oynanan bir oyun var,”
Düşünce
“O, derisini deşen mahmuzdan keskin bence”
“Zaten, bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunçtur. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadî bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür.“
“ Yakınmasan da olur artık kötülüğünden: Güllerde diken vardır, gümüş çeşmede çamur; Tutulur ay ve güneş, söner bulut yüzünden; En şirin tomurcukta iğrenç kurtlar bulunur.”