Yaşamımızı hor görmek de gülünç bir düşüncedir aslında; çünkü yaşam bizim varımız yoğumuz, her şeyimizdir. Daha soylu, daha zengin bir varlığı olan şeyler bizimkini kötüleyebilir, ama bizim kendimize hor görüp hiçe saymamız doğaya aykırıdır; başka hiçbir yaratıkta görünmeyen özel bir hastalıktır kendinden nefret etmek, yüz çevirmek. Olduğumuzdan başka olmayı dilemek gibi bir saçmalıktır bu. Bu dilek yerine gelse bile bize bir şey kazandırmaz. İnsanken melek oluvermeyi isteyen kendisi için bir şey yapmaz, olduğundan daha iyi olmaz; çünkü kendisi ortada kalmayınca kim tadacak, değerlendirecek bu değişmeyi onun yerine?
Bence başarısızlıklarımız kadere yeterince güvenmemekten ve elimizde olmayan bir gücü kendi davranışımıza bağlamaktan geliyor. Dilediklerimize varamayışımız çok kez bundan ötürüdür.
Basit insan yalnız iş başına geldiği zaman çare ve avuntu arar ve ne kadar duygulanıyorsa o kadar da düşünür. Hep demez miyiz ki kaba halkın başına gelenleri sabırla katlanması, gelebilecek korkunç belaları ise hiç aklından geçirmemesi kafasızlığından, sersemliğinden gelir, ruhları kalın ve katı olduğu için etkilenmesi, sarsılması daha zordur. Öyleyse biz de artık sersemlik okulunda yetiştirelim kendimizi. Bilimlerin bize vaat ettikleri son mutluluk budur ve sersemlik ne rahatlıkla götürüyor ona öğrencilerini.