“Şöyle bir söz vardı;
“Ben çiçeklerin samimiyetine inanıyorum. İster tenekeye ekin, ister en pahalı saksılara; emeğiniz kadar güzelleşiyorlar.”
Biz de sevgimizi yanı başımızdaki toprağa değil de, dağdaki taşlara ekmeye kalktık. Mutluluğu hep bir dağın arkasına bakarak orada zannettik. İşte en büyük yanılgımız buydu.”
- Furkan Özdemir
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?
Acı olansa, insanın çoğu zaman tek bir hata için çok fazla bedel ödemek zorunda kalmasıydı.Aslına bakılırsa, insan tek bir hata için sürekli bedel ödeyip duruyordu. Kader, insanla olan alışverişinde alacak defterini hiçbir zaman kapatmıyordu.
Sayfa 215 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu