" Aşkı tatmadan ölen bir insan bence de eksik bir yaşam sürmüştür ama bu benim için geçerli değil. Hani sizin o ünlü atasözünüz gibi, " Ne Şam'ın şekeri, ne Arap'ın yüzü," diyorum artık ben.
Nasıl Tarihöncesi atalarımız doğum olayını çözemediği için kadınlardan tanrı yaratmışsa, biz de yolumuzun kesiştiği birini yaşamımızın vazgeçilmez kişisi sanarak, neredeyse ona tapınmaya kadar varan bir bağlılık yaratmışız.
Kanımca aşk, o ilkel abartma duygusunun günümüze kadar gelmiş halidir.
Aşk ulaşamayacağın birini abartarak, onun kafasındaki ideal kişi olduğunu sanarak tutkuyla bağlanmaktır. Aradaki engeller ne kadar artarsa bu yanılsama o kadar tutkulu olacaktır.