"Ölmeden önce ölünüz."
Bunun manası inkâr vasıflarının hepsinden, bize zararı olan her şeyden ölmektir. Fiziki bir ölüm anlatılmamaktadır bu sözde. Dünyevi bağlardan kesilmek ve Allah'ın nuruyla yaşamak demektir.
Hakikate varmak, hakikat hakkında konuşmaktan son derece zordur. Bir şeyi bilmek zordur, çünkü bilmek her zaman için amel demektir. Bunun dışında her şey kuru bilgidir ve kuru manevi büyüme adına fayda sağlar bir şey değildir. Amel, kuru bilgiye ilme yükseltir. Ve ancak böyle bir ilim kişiyi hikmet ve irfana götürür. İlmin tecrübesi onu ilfana dönüştürür. İlim unutulabilir ama irfan, hakiki ilim tecrübesinden gelen bir şey olarak size aittir, ilmin size mal olmuş hâlidir.
Tıpkı bir zamanlar Fairbanks'te yaşamış olmanın, zaman zaman aklınızdan çıksa bile, her zaman sizin bir parçanız olarak kalacak olması gibi... Tecrübe hep ordadır ve belki başkaları da sizde bunu görecek ve Fairbanks'e gitmek için sizden ilham alacaklar.
Tarif ettiğim hal, bilginin tasavvuftaki dört mertebesine ve bir dervişin kendi manevi kemaline varnak için geçmesi gereken dört kapıya da tatbij edilebilir. Bu kapılar, Kur'an ve sünnetle çerçevesi çizilen İslam hukuku olan Şeriat Kapısı; yolda olmayı remzeden manevi yol olan Tarikat Kapısı; ilahi hakikati bulup, bilip, tecrübe edebilmeye başlanan yer ve yegâne mutlak doğru olan Hakikat Kapısı ve hakikati bulup bildikten sonra tekrar zâhiren sıradan bir insan gibi şeriatın bütün hükümlerine tabi olarak yaşamaya devam edebilmek olan Marifet Kapısı'dır. Bu son mertebede siz ve Fairbanks neredeyse birbirinizin yerine geçmişsinizdir, fakat siz hiçbir zaman tamamıyla Fairbanks olamazsınız.
Her yere bahar bulaşmış; toprağa, taşa, havaya, suya, ağaçlara, otlara, kuşlara, böceklere... Aklımıza gelen daha neler varsa, hepsine... Doğadaki bütün canlılar bunun ayırdına çoktan varmış, bir tek ben kavrayamamıştım baharın geldiğini. Geçmiş yıllarda olduğu gibi yine neredeyse gelip geçecekti. Yazın bunaltıcı sıcakları başlayınca baharın bittiğini anımsayabilecektim ancak. Her yıl böyle olurdu çünkü. İşe güce dalıp ilkyazın bittiğini anlayamazdım bir türlü. Bu yıl da öyle olacaktı ki nasıl olduysa birdenbire kış uykusundan uyanıverdim.
İlkyazla Dönüş - Cevdet Erdoğan