Kitabı beğendim ama bir konuya değinmek için buradan paylaşıyorum. Herkesin bildiği gibi Dostoyevski dünya edebiyatının sayılı yazarlarından biri olarak kabul edilir. Ben de çok severek okurum. Kitapta insan vahşetiyle ilgili olarak Türklerin ne kadar acımasız olduğu vurgulanarak bazı örnekler verilmiş. Bu kısmı internetten kopyalarak aşağıda paylaştım. Dostoyevski'nin Türkler hakkında ciddi bir önyargıya ve yanlış bir intibaya sahip olduğunu düşünüyorum. O dönemde yaşanan Osmanlı-Rus savaşları ve Dostonun Rus milliyetçisi olmasının bu yanlış fikirlerde büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Kitabın 316. Sayfası:
“Aslında insanın acımasızlığı zaman zaman ‘vahşi’ sözcüğü ile ifade edilir, ama bu vahşi hayvanlara yapılan bir haksızlık ve hakarettir. Vahşi hayvan hiçbir zaman zevk almak bakımından bir insan kadar acımasız olamaz. Bir kaplan sadece parçalar, kemirir ve sadece bunu yapabilir. Yapabilse bile bütün gece insanları kulaklarından çivilemek aklına gelmez. Bununla birlikte bu Türkler, çocuklara büyük bir zevk alarak işkence etmişler, onları analarının karnından hançerle çıkarıp almaktan emzikteki bebekleri havaya fırlatıp analarının gözü önünde süngüleriyle yakalamaya kadar pek çok şey yapmışlar. Asıl zevki analarının gözlerine bakarak almışlar. İşte benim en çok ilgimi çeken bir tablo, hayalinde canlandır: Tir tir titreyen ananın kucağında bir bebek. Çevresini sarmışlar, neşeli bir oyun başlatıyorlar. Bebeği okşuyorlar, onu güldürmek için gülüyorlar ve bebeği güldürmeyi başarıyorlar. Bu anda Türk, bebeğin yüzüne dört cm mesafeden tabancasını doğrultuyor. Çocuk sevinçle gülüyor, tabancayı yakalamak için elini uzatıyor ve birden bu artist tetiği çekiyor ve bebeğin beynini dağıtıyor…”