Zarafete ulaşmanın tek yolu, lüzumsuz ve abartılı unsurlardan kurtulmaktır; sadeliğin
yoğun güzelliğini ancak böyle keşfedebiliriz. İnsan ne kadar sade ve ölçülü davranırsa başkalarına da o kadar güzel görünür.
Zarafete ulaşmanın tek yolu, lüzumsuz ve abartılı unsurlardan kurtulmaktır; sadeliğin
yoğun güzelliğini ancak böyle keşfedebiliriz. İnsan ne kadar sade ve ölçülü davranırsa başkalarına da o kadar güzel görünür.
Başkaları görmeyi başaramıyor veya istemiyor diye inkâr ederiz kendi güzelliğimizi. Kimliğimizi benimsemek yerine etrafımızda gördüklerimizi taklit etmeye uğraşırız.
İşe yaramaya çalışma. Kendin olmaya çalışman yeterlidir ve büyük bir fark yaratır.
Ruhundan daha hızlı veya daha yavaş yürümene gerek yok; çünkü hangi konuda işe yarayacağını, attığın her adımda ruhun sana öğretecek. Kimi zaman tarihin gidişitanı değiştiren büyük bir mücadeleye katılarak işe yarayabilirsin. Kimi zamansa yolda tesadüfen karşına çıkan birine sebepsiz yere gülümseyerek.
Sürekli, “Bana izin vermedikleri için yapmam gerekeni yapamadım.” der ve riske girmememizin daha iyi olacağını düşünürüz. Böylesi
daha rahattır. Daha güvenlidir. Ama bir yandan da insanın kendi yaşamından vazgeçmesi anlamına gelir.