Sana sanat hakkında bir şey sorsam bana her kitaptan özetler verebilirsin. Michelangelo… Hakkında çok şey biliyorsundur: çalışmaları, siyasi görüşleri, yaşam felsefesi, cinsel tercihleri, her ayrıntıyı değil mi? Ama Sistine kilisesi'ndeki o kokuyu bana tarif edemezsin. Çünkü orada durup o güzel tavana hiç bakmadın. Görmedin…
Sana kadınları sorsam bana tercihlerini sıralayabilirsin. Belki birkaçıyla birlikte oldun. Sevdiğin bir kadının yanında uyanmanın gerçek mutlululuk olduğundan söz edemezsin.Belki sana savaşı sorsam bana Sheakspeare'in sonelerden biriyle karşılık verirsin. Sen bir savaş yaşamadın. En iyi arkadaşını kollarında kaybetmedin. Son nefesini verirken onu seyretmedin.Sana sevgiyi sorsam şiirle karşılık verirsin. Bir kadının gözlerinini içine hiç bakmamışsındır. Kendini çaresiz hissetmemişsindir. Tanrı bu dünyaya melek göndermiştir seni cehennemden uzak tutmak için. Ve onun meleğin olduğunu asla fark edemezsin. Sonsuza kadar sevmek nedir bilemezsin. Her şeyi yaşarsın kanseri bile. İki ay boyunca hastanede onun yannında olup elini tutmak nedir bilemezsin. Doktorlar senin gözlerinde ziyaret saatinin anlamsızlığını görürler.
Sevdiğin birini kaybetmedin. Çünkü bu sadece kendinden daha çok sevdiğin birini kaybettiğinde ortaya çıkar. SENİN HİÇBİR ŞEYİ SEVECEK KADAR CESUR OLDUĞUNU SANMIYORUM.
Sana bakınca zeki ve kendine güvenen birini görmüyorum. Korkak, ukala değersiz bir çocuk görüyorum.