Düşüncenin sıfır noktası. Nokta. Bunu büyük bir hayranlıkla yada tariz sanatına başvurarak tersini ima ettiğim manasında söylemiyorum. İnsanlığın düşünce serüvenin başlangıç noktası olduğu için söylüyorum. Elbette ondan önce Sokrates (Gerçi bu metindeki diyalogların Sokrates’in diyalogları olduğu iddiası var) ve pre sokratlar var ama düşüncenin mitostan logosa yani sözden yazıya geçişi bakımından elimizdeki bu metin başlangıç noktası. Sonraki süreçte felsefe adına yazılan söylenen her şey bu nokta referans alınarak yazılıp söylenmiş. Okurken bunu gayet net görüyorsunuz zaten. Felsefi mana da sosyalizm yada liberalizmin ilk izlerini gözlemledim. Örneğin kadın erkek ilişkileri ve çocukla ilgili kısımlar komin sistemini anlatıyor ve eminim Marks’ın çıkış noktası buralardı. Girişi çokta uzatmamak amacıyla demem o ki insanın tekamülü konusunda merak içerisinde olan kişilerin okuması gereken ilk on eserden biri olduğunu söylemek istiyorum. Ha birde şunu belirtmek isterim ki Ahmet Arslan hocanın dediği gibi Platon’u yada diğerlerini kendi ağzından, yazdıklarından okuyunca rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Onları anlatanlardan dinleyince gözünüz korkuyor.
Devlet metnini oluşturan şey Sokrates ve diğer 5 kişinin (Thrasymachus, Polemarchus, Cephalus, Glaucon, Adeimantus) diyalogları. Sokrates burada fikirlerini soru cevap şeklinde açıklıyor. Bunu yaparken de öyle ukala bir eda ile değil zaman zaman kendini yetersizlikle suçlayarak, ona soru soranların anlamakta güçlük çektiği yerleri haklı bularak yapıyor. Hatta birinci kitabın ortalarına doğru Thrasymakhos “Ya siz burada ne konuşuyorsunuz boş boş. Yaptığınız şey kendinizi kandırmaktan başka bir şey değil.” Anlamına gelen şeyler söylediğinde ya hakkaten doğru söylüyor demekten kendinizi alamıyorsunuz. Ama Sokrates-Platon hiçte öyle