Yerli polisiye de Ahmet Ümit okumuş biri olarak bu kitabı da çok beğendim. Konusu, olayların akışı ve hiç tahmin edilemeyen sonu gerçekten okumaya değer bir kitap.
Ama beni rahatsız eden bir kaç şey var.
Birincisi kitap eskiyi anlatıyor ama konuşmalar eski değil tamamen günümüz Türkçesi. Mehmet beyin bu konuda yetersiz olduğunu gördüm. Çünkü konuşma dili zamanla değişiyor bundan 100 sene öncesini anlatıp bugün ki konuşma diliyle kitap yazmak beni kitaptan biraz uzaklaştırdı.
İkincisi Hanzade nin oğlunun yaşı :) Kadın hapiste uzun süre yattı çıkınca bir sürü şey yaptı ama kitabın sonunda Umut herşeyden habersiz uçuğanı uçuruyordu bana biraz saçma geldi bu çocuğun 12-13 yaşlarında olması lazım en az.
Ama en çok rahatsızlık veren şey dediğim gibi tamamen dil sorunu. Bunu aşarsa Mehmet
bey çok iyi yerlere gelecektir.
Asya Hanım merhabalar. Normalde okurlara direkt mesaj atarak düşüncelerine cevap vermeye çalışıyorum ama maalesef size mesaj atılmadığı için buradan yazmaya karar verdim :)
Öncelikle düşünceleriniz benim için değerli. Kesinlikle diyalogların büyük kısmı günümüz konuşması. Bunun bir kaç sebebi var. Okurun rahat okuması, cümlelere dönemde kullanılan bir kaç kelime eklenerek yine kolay okuma yapılması ve en önemlisi kültür bakanlığına (kültür bakanlığı destekli) yetişmesine 1 hafta kala tarihçi editörün laptopuna çaydanlıkla su dökülmesi ve bazı değişmesi gereken kelimelerin eski haliyle kalması. (Yanlış anlaşılmasın bu bir bahane değil, 2. baskı da bir çok şey değişecek. Hatta yeni kitabımın çıkmasına yakın kendim bir inceleme yazıp okuyacak okurlar için dile getirecektim.)
Umut için sanırım gözden kaçmış, çocuk otizmli olduğu için bu şekilde her şeyden bihaber. Yaş olarak 12-13 civarı dediğiniz gibi.
Ahmet Ümit tamam ama diğer Ahmet kim acaba :P
"Bunu aşarsa Ahmet bey çok iyi yerlere gelecektir." Bu güzel düşünceniz için "ben demiştim" dedirtmek ümidiyle, sevgiyle kalın...
Rica ederim ne demek. Bütün eleştirileri dikkate aldığımdan emin olabilirsiniz. Bir sonraki eser için kitabın sonundaki QR kodu okutarak umarım oy kullanmışsınızdır :) İsim konusuna gelecek olursak, estağfurullah ben okurken fazlasıyla tebessüm ettim :) İyi günler.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel “Papatya” adlı hikayem (Pdf-28 sayfa) için tek yapmanız gereken “Merhabalar, hikayemi alabilir miyim?” diye mail adresinizi mesajla atmak 😊 Okurlar takipçim olmak zorunda değildir. Bir papatyanın hayallerine giden yolculuğunu tüm sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. Not: Hikâye 8 Mart günü gönderilecektir.
İnstagramda okurumla paylaşmıştım 1000k okurları geri kalmasın dedim 🙏
"Katil olmak için birini öldürmeye gerek yok. İnsan hayallerine sırtını döndüğünde, kendi kendinin katili olmaz mı sence? Ya da hayallerini başkaları öldürdüğünde katil sayılmazlar mı? Bence en büyük cinayet bu. Bir insanın elleri yerine, vicdanının kanla kaplı olması."
Bu kandırmacaları daha kaç erkeğin ağzından duyacağız kaç kadın güçlü görünmek adı altında mükemmel bir baskıya maruz kalacak kaç kadın daha acısının üzerini kapatıp ölmeyi dileyecek.
Keşke sizde ön yargılarınızdan kurtulup, bu alıntının bir kitaptan olduğunu anlayabilseniz. Beni tanımadan yorum yapmasınız mesela? Kitabı okuduktan sonra neyi anlatmaya çalıştığımı anlasanız. Bu söz sizin gibi kadınlar içil yazılmadı emin olabilirsiniz. Bu söz benim tanıdığım kadınlar için yazıldı!