Pınar DERİN

Pınar DERİN
@pnarrderinn
Pınar DERİN yorumladı.
Yoruma bir şey yaz. Sana karşılığında profiline bakıp tek bir soru soracağım. 🙂 Not: Beğenirsen takip etmeyi unutma.
Duygu ve Düşünce
Profilimde yer alan içeriklerin doğurduğu sıkıntıdan sonra dışardan birinin profil içerikleri hakkında sorusuna ihtiyacım vardı.. :/
Çimlere uzanmakla kalmayıp o çimlerin üzerinde deliksiz uyuduğun oldu mu?
Reklam
Pınar DERİN yorumladı.
Gün 12
Kendinize sorulmasını en çok istediğiniz soru nedir?
Suskunluk gerçekten doğru olan mıymış..
Yerine göre susmak bence en iyisi..
Pınar DERİN yorumladı.
Dil felsefesine göre felsefî problemler gerçekte düşüncenin değil, dilin problemidir; gündelik dilin ve gramerin problemleridir, daha doğrusu gündelik dilde ve onun sınırlarında ortaya çıkar. Bu problemler şu üç nedenle doğar: Dilin mantığının iyi bilinmemesi, dilsel biçimlerin kötü yorumlanması ve kelimelerin gündelik hayattakinden farklı anlamda kullanılması.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Dil Felsefesi
Bitirmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Kıta felsefesine daha da hakimsiniz anladığım kadarıyla. Aradaki farktan bahsetmek isterim . Aslında kıta ve analitik felsefede başlıca problemler aynı konular üzerinden ele alınır birbirini farklı kılan nitelikleri ise soruyu sorma biçimi ve soruyu nasıl ele aldıklarıdır. analitik felsefe problemi çözümlemeye dayatırken kıta felsefesinde senteze başvuruluyor. Analizciler ancak ve ancak mantıksal olgulardan yola çıkıyor ve buna müteakiben metafiziği teolojiyi etik ve hatta estetik önermeleri bile felsefeyi bulandıran madde olarak görüyorlar Benim gibi daha mistik düşünürler ise sezgisel olguyu reddetmiyor, hatta tamamen ele alıyor. felsefenin doğuşunda anlatımın insanın düşünebildiği,hissedebildiği kadar olduğunu öngörüyorlar. Sizin verdiğiniz değer %50, sanırım doğru da bir yaklaşım. Çünkü biliyorum ki düşünmeden konuşmak da , konuşmadan düşünmek de dengeyi bozmaktadır. Maalesef günümüz insanları filolojiyle kanıtlanabilir felsefe dururken , kanıtlanabilir olmayan hiçbir felsefik düşünceyi değerlendirme zahmetinde dahi bulunmuyor, Buradan da aşikâr ki bu çağ spekülasyona karşı çığ gibi büyüyor.. Bu durumdan en çok varoluşçuluk ve din etkilenecek ben ona üzülüyorum.
leydi spinoza
leydi spinoza
Pınar DERİN yorumladı.
....on dört yıl sonra ben, üniversitede bir sınıfta oturup psikoloji eğitmeninin bipolar bozukluk diye tanımladığı şeyi dinleyecektim. O ana dek zihinsel hastalık denen şeyi duymamıştım.İnsanın delirebildiğini ,kafasına ölü kedi takabildiğini ya da bir şalgama aşık olabildiğini, biliyordum ama işlevlerini sürdüren, zihni açık ve ikna edici birinde, yine de terslik olabileceği aklıma gelmemişti.
Sayfa 31·Kitabı okudu
1000k
Sanatkârlığın birçoğunda bu durum sözkonusudur ve ben bunların hastalık değil de gerçeği görebilme yetisi olabileceği üzerinde düşünüyorum. Van Gogh, temporal epilepsi ve pzikozda iken hastanede kaldığı odayı çizmiştir ve yalnızlığını simgeleyebilmek adına her nesneyi çift resmetmiştir. Ressam Edwar Munch 5 yaşında annesinin, genç yaşlarda iken ablasının ölümünü izlemiş ve eserlerinde bu travmanın etkisi gözle görülüyor. Freud sanatı, acının kendisi değil acının teatral betimlenmesi olarak tanımlar ve sanatın, kişinin çatışmalarından doğduğunu söyler. Sanat kişisel duygulardan kaçıştır. sanatın amacı herhang bir şeyi kopyalamak değil, dışavurmak aslında. Keza sanatçının da .. Zihinsel bozukluğun dahi kıymetinin bilinmesi gerek. Çünkü o pencereden bakmak için neler kaybedilmiştir bilemeyiz Zira yaşamak göze alınmıştır
Aslında sanatçıların çoğunda bu hastalık var değil de bu hastalığı olan sanatçılar sanatlarını farklı yorumluyor benim için daha doğru bi yaklaşım oluyor. Ama şurda sizi yanıltmıyım kitabın daha çok başındayım ama yazar burda babasından bahsediyor. Geçmişte babasının davranışlarının aslında bir hastalık olabileceğini anlatıyor ve burda hastalık yaratıcılıktan yoksun ve sığ bir yaşama neden oluyor.