Seni tanıyanlar yaşadıkça sen de yaşayacaksın.Hiçbiri kalmayınca da öleceksin.tabii kimileri seni sözleriyle çocuklarının belleğinde yaşatmazsa.sözel bir kişi olarak kaç kuşak yaşayacaksın acaba?
Hakan Günday romanlarından herhangi bir karakter,intihar etmeden önce bir mektup bırakmış olsa ,bu mektup nasıl olurdu? Kitaplardan cümleleri deyimi yerindeyse ,cımbızla aldığımda ortaya şöyle bir mektup çıktı; Biliyormusun, bir gün ,bir dostum bana :’Bir ölüye göre fazla nefes alıyorsun.’demişti. Başta yadırgamış,ama sonradan ona hak vermiştim. Yaşamaya büyük bir yeteneğim olduğunu düşünüyorum.Yani nasıl yaşanması gerektiğini çok iyi biliyorum.iyi hayat nasıl geçirilir,çok iyi biliyorum.ama ilgimi çekmiyor. Duramayacak kadar yorgun,ama ölmeyecek kadar hayattayım. Neden böyleyim?ve neye dönüşeceğim?Sürekli kendime bundan sonra ne yapacağımı soruyorum.Hep aynı soru.yüz kez.bin kez.Kendimi defalarca bulup ,defalarca kaybediyorum.Aynaya bakıp kendimi tanıyamamak,kendi anılarımı sanki başkası yaşamış gibi anlatmak,hiçbir şeyde kayda değer bir varoluş nedeni bulamamak.o kadar korkunç ki.ve bir şey farkettim.Hiçkimseye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağımı keşfettim.Çünkü benim için ölüm kalım meselesi olan,diğerinin gözünde toz kadardı.Varlığıma nedensizlikten dolayı delirdim ben.Hiçbir varolma nedenini kendime yakıştırmadığımdan. Gerçektende bu insanlarla aynı çağda yaşamıyordum. Sorarlarsa’Ne iş yaptın bu dünyada?’diye,rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım.kalabildim.Altı milyar insanın arasında doğdum ve hiçbirine çarpmadan geçebildim aralarından.Önemli olan hep hangi açıdan baktığındır derler.Buna inanmıyorum.Asıl önemli olan,hangi mesafeden baktığın.Ben herşeye mikroskopla bakıyorum ve hepsi korkunç görünüyor. Hepsi bu kadar mı? Ayrıca başka şeylerde düşünüyorum. Mesela;