ORDİNARYÜS PROFESÖRÜS CAHİLÜS
Bugün yine, ben çıkınca çorak topraklara dönen ana yola çıktım ve dolmuş bekliyorum ama öyle sıradan bir dolmuş değil beklediğim. Bana bol malzeme verecek, içi insan ve mümkünse cehalet dolu bir dolmuş bekliyorum. Bekliyorum bekliyorum bekliyorum... Gelmiyor bir türlü. Ben yola çıkınca tüm dolmuşlar, yolun göremeyeceğim bir tarafında park edip benim gitmemi bekliyormuş gibi vesveselere kapılıyorum ama vesvesem yalan çıkıyor ve geliyor beklediğim dolmuş. Kapı bir açılıyor ki arabadan biraz ter,  bir şişe parfüm, 3 paket kadar sıgara ve bir tutam da gübre kokusu pofff diye suratıma çarpıyor. Kahvaltı da yapmamışım zaten midem alt üst oluyor ama utancımdan burnumu tutmayıp sadece nefesimi tutarak biniyorum dolmuşa. Nefesimi tuttuğum için daha derin bir nefes almam gerekiyor ama ölmek istemiyorum.😑 Ben burda canımla cebelleşirken dolmuşçu amca da para bekliyor olmalı çünkü sürekli aynadan bana bakıyor. Biraz daha bakışsak yeni bir Selvi Boylum Al Yazmalım dizi çekeceğiz diye korkuyorum ve kafamı çevirecek yön olmadığı için tavana bakmayı tercih ediyorum. Bu ön hazırlık sürecinden sonra millete kulak vermeye başlıyorum. Okullar açıldığı için bugünkü konumuz eğitim. Çantalar çok pahalıymış, kırtasiyeci paraya para demiyormuş, bugün bir kırtasiyeci bir kalemi 1 liradan satsa 35 bin kazanırmış ama 2 liradan satsa bilmem ne kadar kazanırmış inşallah 3 liradan satması ihtimalini de hesaplamazlar diyorum içimden ve yapmıyorlar çok şükür. Kırtasiyecinin hesabını yapmakla başladığımız muhabbet okul servislerine geliyor tabi. Bu sene liselere servis yokmuş haliyle çocuklar ya parasıyla gidip gelecek ya da yurtta kalacakmış ama böyle iş mi olurmuş yurtta kalan çocuk muhakkak yoldan saparmış ve satanist olurmuş... Satanist neymiş, satanist kitabını, defterini babasına aldırıp
Yazı Bana Ait..'
ATEŞ İLE KELEBEĞİN HİKÂYESİ...
Dört kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve: “Bu ateş aydınlatıcı bir şey!” demiş.. İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş… Demiş ki: “Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!” Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş. Biraz daha, biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş. O da şöyle demiş: “Ve bu ateş yakıcı birşey! Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş… Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş! Biraz daha yaklaşmış, ısındığını hissetmiş! Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş! Ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “pofff” diye ortadan kayboluvermiş… Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüpte anlatamamış… Çünkü o, kaybolmuş ateşin içinde; ve bir şeyi ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!…
İnsan ve Duygular
Reklam
İyimser, Kötümser
Çok dikkatle okuyun lütfen ... Yozgatlı Hasan bir et fabrikasında çalışıyormuş. Görevi yeni gelen etleri dondurucu odasına götürmek ve oradaki askılara asmakmış. Tüm gün et taşır, akşamları da dondurucuyu temizler öyle işten çıkarmış. Oldukça yapılı, güçlü kuvvetli bir adammış Hasan. İşini iyi yapar, hakka hakkaniyete çok inanırmış. Bir akşam mesai bitimine doğru dondurucuya girmiş yine. Temizliği yapıp çıkmakmış niyeti. O gün oldukça fazla sevkiyat olduğundan içerisi kan revan içindeymiş. Her zamankinden uzun sürmüş işi. Hiç fark etmemiş zamanın nasıl geçtiğini. Bakmış ortalık tertemiz olmuş, elini yüzünü yıkamış, önlüğünü asmış ve çıkmak için kapıya yönelmiş. Kapının yanındaki zile basmış, dışarıdan birileri açsın diye. Çünkü dondurucunun kapısı içeriden açılmıyor sadece dışarıdan açılabiliyormuş. Kapıyı açmaya kimseler gelmeyince, tekrar tekrar zile basmış ama nafile. Fabrikada mesai çoktan bitmiş ve herkes evine gitmiş. İşine kendini kaptıran Hasan zamanın farkına varmamış. Kolunda ki saate bakmış ki yedi olmak üzere. Millet gideli neredeyse iki saat oluyormuş. Telaşlanmış, ne yapacağını şaşırmış. Bağırmış, çağırmış, kapıyı yumruklamış ama ne fayda. Kimsecikler yok ki duyup kurtarsın onu. Yere oturmuş ve çaresiz beklemeye başlamış. Ama hiç ümidi yokmuş. Günlük giriş çıkışı not ettiği kağıdı kalemi almış ve şunları yazmaya başlamış; “ Saat 9.00 içerisi çok soğuk üşüyorum.” “Saat 23.30 sanırım donarak öleceğim. Çok üşüyorum.” “Saat 03.20 ayaklarımı hissetmiyorum. Isınmak için yürüyemeye çalışıyorum ama yapamıyorum.” “Saat 05.10 gözlerim kapanıyor. Uyanık kalamıyorum artık. Ellerim uyuştu yazamıyorum.” Gün doğarken mesaiye başlayan fabrika çalışanları 06.30’da işe geliyorlar. İçlerinden biri dondurucuyu açıyor ve içeride duvarın dibinde büzülmüş vücuduyla yatan Hasanı
Alıntı
Kitap fuarı var ve sen yoğunluktan gidemiyorsun. Pofff 😔
1000Kitap
Temmuz da yds sınavı 500 sayfa biter mi ki pofff bunu çözsem yeter heralde dhdsh
Pofff...
Var bir bu da mı gol değillik...
Bence
Reklam
Reklam