"Jacob bana kendimi güvende hissettiriyordu. Canlı bir ninniydi sanki. Kısık sesle söylenen bir kelimeydi. Sabah yapılan kahve ve kızarmış ekmek kokusuydu ya da sıcak tutan, yün bir battaniyeydi. Hiçbir yere gitmek ya da hiçbir şey yapmak zorunda olmadığınız bir günde çatıya vuran yağmur damlalarıydı."