Birkaç yıl önce İngiliz yazarı Wells Sovyetler Birliği'ne gitti ve o zaman sağ olan büyük yazar Maksim Gorki'yi ziyaret etti. Ona, içinde siyaset yapılmayacak bir edebiyat derneği kurmayı önerdi; çünkü onun anlayışına göre edebiyat edebiyattır, siyaset ise siyasettir. Söylendiğine göre, Gorki ve arkadaşları gülmeye başlamışlar ve bu da Wells'e dokunmuş. Bunun sebebi, Wells'in, yazarı toplum dışında görmesi ve düşünmesi; buna karşılık Gorki ve arkadaşlarının, biz istesek de istemesek de, gerçek hayatta her şeyin birbirine bağlı olduğunu bilmesidir.
Sosyalizm eleştirilirken hevesle verilen kanıtlardan biri, insanın bencil olduğu ve kargaşanın hüküm sürmesini önlemek için insanı dizginleyecek bir gücün bulunması gerektiğidir. Bu, insanlığın daima sabit ve değişemeyen bir tabiatı olduğunu görmek isteyen metafizik anlayışın sonucudur.
Muhakkak ki, sosyalizmin daha yüksek aşamasında yaşamak imkânına aniden kavuşmuş olsaydık, yani ürünler herkese emeğine göre değil de ihtiyaçlarına göre derhal dağıtılabilseydi, herkes kaprislerini gidermek için meydana atılır ve böyle bir toplum yaşayamazdı. Bununla beraber, sosyalizmin en yüksek aşaması budur ve akla uygun olan da budur. Fakat içimizde kökleşmiş bir metafizik görüş olduğu içindir ki, oldukça uzak bir gelecekte yaşayacak olan yarının insanını, tıpkı bugünün insanıymış gibi düşünüyoruz.
...insan bir sarayda, bir kulübedekinden başka türlü düşünür.
İdealistler derler ki, proleter bir proleter gibi düşündüğü için proleterdir, burjuva bir burjuva gibi düşündüğü için burjuvadır. Biz ise tersine deriz ki, bir proleter, proleter gibi düşünüyorsa bu, proleter olduğu içindir, ve bir burjuva, burjuva gibi düşünüyorsa bu, burjuva olduğu içindir. Bir proleter, proleter olduğu içindir ki, proletarya sınıf bilincine sahiptir.
Fikirlerimiz nereden gelir? sorusu sorulduğu andan itibaren, araştırmalarımızda daha ileri gitmemiz gerektiği görülüyor. 18. yüzyıl materyalistleri gibi “Karaciğerin safra salması gibi, düşünceyi de beyin salar” diye düşünürsek, yukarıdaki soruya, aklı ve ruhu tabiatın yarattığı, şu halde fikirlerimizin tabiatın ürünü, beynimizin ürünü oldukları cevabını veririz.
Tabii olarak eşyanın ve insanların sadece bir
tarafinı görmek eğılimindeyiz. Hem iyi yanını, hem kötü yanını görmek gerekir; yoksa örgütlerde kadro kurmak imkânsız hale gelir. Siyasi hayatta tek taraflı yargı yönteminin sonu sekterliğe [dışlayıcılığa] varır. Gerici bir örgütün adamı olan bir hasmımızla karşılaştığımız zaman, onun hakkında, yöneticilerine bakarak hüküm veririz.