...gerçekliğe itiraz ediyor ve kendisini bu gerçekliğin kısıtlamalarından kurtarmaya çalışıyordu, bu da kendisini hiçbir şeyden sorumlu görmediği anlamına geliyordu
Çocukken benim için lüks, kürk mantolar, uzun elbiseler ve deniz kıyısındaki villalardı. Daha sonra, bunun entelektüel bir yaşam sürmek olduğuna inandım. Şimdi bana öyle geliyor ki lüks aynı zamanda, bir erkeğe ya da bir kadına olan tutkuyu yaşayabilmektir.
Tutkumu açıklamak değil -bu, onu bir hata ya da gerekçelendirilmesi gereken bir kargaşa olarak kabul etmek anlamına gelir- sadece sergilemek istiyorum.
aslında ben geleceğin, banka hesabında para biriktirir gibi, her zaman beni bekleyen zevklerle dolu olduğunu varsaymıştım ama tam bunları talep edeceğim zaman geldiğinde dağarcığımın boş olduğunu görmüştüm. zevkin yok olabilen bir varlık olduğu ve onu biraz daha önce teslim almam gerektiği anlaşılıyordu.
acı çekme yeteneği olmayanlar için hayat daha tehlikelidir ya. Çok zaman düşünmüşümdür, bazı karakterler vardır, hayattan ders alamazlar ya da almazlar ve aramızda işe yaramaz bir baş belası ya da bir armağanmışlar gibi yaşar dururlar. Sebebiyet verdikleri şeye bela adı verilebilir ya da değişiklik denebilir, fakat önemli olan şu: Niyetleri ya da istekleri bu olmayabilir ama yine de bir şeyleri oldururlar. Durmadan bir şeyleri kurcalarlar, itiraz ederler, yerleşik düzeni bozar dururlar; hiçbir şeyi kendi haline bırakmazlar. Kendileri ne iyidirler ne de kötü -en önemli yanları budur- ama iyiyle kötüyü görür görmez ayırt ederler. İyiyle kötünün dünyamızda yan yana gelişmeye devam etmesi, bazı insanlar ikisinden birinin üstün gelmesine izin vermediklerinden midir, Jeffers?