pozitron

pozitron
@positron
saçmalama Hikmet.
66 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Bir de suya dalan şu kuşlar vardır. Daldıklarında nereden çıkacaklarını asla bilemezsin. Belki kendileri de bilmiyordur. Sen biliyorsun, öyle değil mi? Zaten herkes biliyor. Çıktıklarında gökyüzü aynıdır, çalılıklar aynıdır, ama ırmak başka bir ırmaktır. Waclaw avcunun içine tükürdü, tükürüğünü yanan alnına sürdü, sonra saçlarını eliyle arkaya attı. Patrícia gözlerini dikmiş ona bakıyordu. I don't understand when you speak German. Biliyorum, dedi Waclaw. Biliyorum.
Sayfa 109 - Can Sanat Yayınları — Mayıs, 2024·Kitabı okudu
Reklam
Her şeyi vermişler gibi kurumuştu şu toprak, ne vermişlerdi, ne yitirmişlerdi, birbirlerini neden ağlarken görmüşlerdi, geceleri başka bir otel zincirinin aydınlık pencereleri önünde ne diye o kadar bitkindiler, kül tablasının yatağın yanında ne işi vardı ve Mátyás uykusunda ne sayıkladığını neden korkar gibi soruyordu, kadınlarla ve erkeklerle paylaştığı başka bir şey daha mı vardı dilinin altında? Kıvrak zerafetiyle şu safkan neyin nesiydi, Waclaw'a ondan niye hiç söz etmemişti? İdman sahalarına birlikte bakmışlardı, atların nemli boyunlarını, kesik kesik solumalarını, doğrudan gecenin içinden geldikleri hissini veren gölgelerini erkenden görmüşlerdi. Büyük yarışlara, Ascot'a Baden-Baden'e gitmişlerdi. Ama şimdi onca zaman bir fotoğrafın sadece ön yüzünü gördüğü hissine kapılıyordu.
Sayfa 106 - Can Sanat Yayınları — Mayıs, 2024·Kitabı okudu
Mátyás'ın eşyalarını sarmak için terziden iki metre ince dokulu yünlü kumaş istedi. Bir yaşamdan arta kalanlar, çoktan uzaklara gitmiş bir kelebeğin kozası. Nereye? Akşam, otel yatağına uzanıp bir harita üzerinde Mátyás'ın büyüdüğü Bócsa yakınlarındaki köyü aradı. Yürüyüp giderken sezersin belki, kendi yanından geçersin.
Sayfa 80 - Can Sanat Yayınları — Mayıs, 2024·Kitabı okudu
yası kusmak, sevgiyi kusmak; kazanmak istemiyordu
Jetonlara baktı, top durmuştu, umurunda değildi Waclaw'ın. Bire otuz beş, bayım. Krupiye zarif bir hareketle jetonları Waclaw'ın önüne itti. Sizin, diye tekrarladı. Bahis koyacak mısınız? Waclaw, ellerine baktı. Uğrunda yola çıktıkları bu kadardı. Bayım? O halde yerinizden kalkmanızı rica edeceğim. Yine tırmık ama krupiye jetonları bu sefer belli bir vurguyla ona doğru itti. Waclaw, aldı. Öyle değil mi Waclaw, bunları alıp gideceksin? Al ve götür.
Sayfa 77 - Can Sanat Yayınları — Mayıs, 2024·Kitabı okudu
Kumarhanenin tavanı ummadığı kadar alçaktı. Bu oyun, kusma gibi olmalıydı, yası kusmak, sevgiyi kusmak, kazanmak istemiyordu, biraz sakinleşmek istiyordu, kadının biri ona bakıp gülümsedi, duvarlarda kurumuş palmiye dalları asılıydı, tropikal bölgelere umutsuz bir seyahati soluyordu herkes, boğucu ani sıcağa ayak uyduramayan yorgun bedenler ışıkta sürükleniyordu, otomatik ışıklar ağında ve tek kollu haydutların ve silindirlerin çıngırtısında, hızla dönüp duran bir dünyanın ışığında mahsur kalmışlardı. Yatağı boştu, kaza olduğunu nereden biliyorsunuz, Waclaw barda ayakta duruyordu, yutmuştu bu sözleri, o koca bebeğin başında oturmamıştı Jány, o çocuk ona fırtınaları ve uçurumları, gelgitlerin ve zerrelerin içine kar gibi yağdığı deniz diplerini anlatmamıştı.
Sayfa 76 - Can Sanat Yayınları — Mayıs, 2024·Kitabı okudu
Reklam