Böyle dedi, Asphalion su döktü ellerine,
hamarat uşaklarındandı o sarışın Menelaos'un,
onlar da uzattılar ellerini önlerindeki yemeklere.
O sıra Zeus'un kızı Helene bir şeyler tasarladı,
bir ilaç attı içtikleri şaraba,
yası, öfkeyi dindiren bir ilaçtı bu,
tekmil acıları unutturan bir ilaçtı.
Katıldığı sağraktan şarap içen
gözyaşı dökmezdi bütün bir gün,
anası babası ölmüş olsa bile.
Ya kardeşini ya sevgili oğlunu
gözünün önünde tunçla kesseler,
gözleriyle görse nasıl can verdiklerini,
bir damla gözyaşı dökmezdi yine de.
Böyle erdemli, iyi ilaçları vardı Zeus kızının,
Mısırlı Polydamna vermişti onları, Thon'un eşi,
bu ilaçlar Mısır'ın bereketli toprağından fışkırırdı,
birçoğu şifalıydı, birçoğu da zehirli,
Sayfa 60 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - XIX. Basım·Kitabı yarım bıraktı
Sometimes I ain’t so sho who's got ere a right to say when a man is crazy and when he ain’t. Sometimes I think it ain’t none of us pure crazy and ain’t none of us pure sane until the balance of us talks him that-a-way. It’s like it ain’t so much what a fellow does, but it’s the way the majority of folks is looking at him when he does it.
How do our lives ravel out into the no-wind, no-sound, the weary gestures wearily recapitulant: echoes of old compulsions with no-hand on no-strings: in sunset we fall into furious attitudes, dead gestures of dolls.