Post Mortem

Post Mortem
@post_mortem
Bir hiç için bir sürü gürültü...
Eşeğin Aklınca Gidelim
Eşeğin biri düşmüş kuyunun dibine. Köylüler ne kadar uğraştılarsa da bir türlü çıkaramamışlar. Bakmışlar mümkünü yok, bari demişler, gömelim. Üstüne kürek kürek toprak atmaya başlamışlar. Eşekse üzerine toprak düştükçe silkinir, zıplar, toprağın üzerine çıkar dururmuş. Onlar toprak atar, bizimki zıplayıp üstüne çıkarken, kuyunun dibindeki toprak epey yükselmiş. Böyle böyle ölüm fermanı yazılmış olan eşek kuyunun üstüne çıkmış. Köylüler kuyuyu ona mezar yapmaya çalışmış ama eşek bu sayede hayatını yeniden kazanmış. Kaderine razı olmayanlar için bazen başkalarının yaptığı kötülük, onu kendi iyilikleri için harcamaya fırsatmış.
Epub
Masal
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Günahkarı Ararken
Çin’in bir köyünde bir sabah on çiftçi tarlalarına gitmek için hep birlikte yola çıkmış. Birden yeri göğü yıkacak cinsten bir fırtınaya yakalanıp, terk edilmiş bir tapınağa sığınmışlar. Gök gürlemiş, ardı ardına şimşekler çakmış. Çiftçiler şimşeğin aralarındaki bir günahkârı hedef aldığını düşünmüş. Bu günahkârın kim olduğunu öğrenmek için de bütün şapkaların kapının önüne konmasına, şapkası uçanın kaderine razı olup dışarı çıkmasına karar vermişler. İçlerinden biri böylece dışarı atıldığı anda gök sakinleşmiş, yalnızca hafif bir rüzgâr esmiş ve uçan şapkasını çiftçinin başına konduruvermiş. Demeye kalmadan düşen yıldırım tapınağı yerle bir etmiş. Meğer düşmek için o çiftçinin dışarı çıkmasını beklermiş. Çünkü o, içlerindeki tek dürüst kişiymiş. Diğerleri ise şapkalar kapının önüne konmadan önce, içlerine birer taş ya da ağır bir cisim saklama becerisini göstermiş.
Epub
Masal
İki Ermişin Yürüyüşleri
Biri dağda, biri kasabada yaşayan iki ermiş aralarındaki dostluğa değer verir ve ilimlerini birbirlerinden yararlanarak geliştirmek istermiş. Bir gün kasabadaki ermiş dağdaki ermişi ziyarete gitmiş, hediye olarak da heybesine attığı bir ateş topu getirmiş. Yağmurlu bir günde onu bahçede karşılayan ermiş, ateş topunu bahçedeki bir ağacın dallarına asmış ve ıslanmaması için konuğunu içeri buyur etmiş. Ateş ne yağmurda sönmüş, ne sonraki günlerde rüzgâr onu dallara çarpıp dursa da ağacı yakmaya meyletmiş. Kırk gün boyunca dağlarda dolaşıp sohbet etmişler. Aradan epey zaman geçmiş, dağdaki ermiş de kasabadaki arkadaşını ziyarete gitmiş. Hediye olarak getirdiği bir salkım buzu, ev sahibi şöminenin üzerine asmış. Sonra tıpkı dağda yaptıkları gibi birlikte yürüyüşe çıkmışlar. Sohbetleri koyulaşmışken, rüzgâr bir kadının eteğini havalandırmış. Dağdaki ermiş istemeden kadının bacaklarına bakmış, o anda şöminenin üzerine astıkları buz eriyivermiş. Kasabadaki ermiş demiş ki: – Eee, dağda ermiş olmak kolay tabii.
Epub
Masal
SİNEKLERİN BAKIŞ AÇISI
Zısss zısss! Anne sinek yavrularını eğitmek için ormanda gezintiye çıkarmış. Örümcek ağını görünce uyarmış yavrularını: – İyi tanıyın bu amansız düşmanınızı. Eğer ağına yakalanırsanız, ne kadar çırpınsanız faydasız, hatta daha fazla ağa yapışırsınız. Gelir, önce sizi zehirler, sonra da yer. Yavrular korkudan titreye titreye annelerinin peşinden uçmuşlar. Zısss zısss sıss! Oooov, aa a ahhhh! Daha da korkunç bir canavar çıkmış karşılarına. Sinek yiyen bir kuş! Bizimkiler güç bela bir ağacın arkasına saklanıp paçayı sıyırmışlar. Derken ormanın derinliklerinden yeri göğü sarsan bir kükreme ve ondan kaçan hayvanların çığlıkları gelmiş. Yavru sinekler onu da şu korkunç canavarlardan sanıp bir yaprağın altına saklanmış. Anne sinekse kahkahayı basmış: – Korkmayın yavrularım, o kükreyenin adı aslandır. Sesi ürkünçtür, kendisi de iricedir ama tümden zararsız bir hayvancağızdır.
Epub
Masal
“İnsan insanın kurdudur.” der eskiler. Bundandır ki insanın iç aynası diyebileceğimiz masallarda kurtlar pek sık karşımıza çıkar. O olmadığında da, ya tilki ya çakal masala bir kurnazlık, açgözlülük katar. Toplanıp bir sepete konulsalar da aslında farklı kimlikleri, renkleri vardır hepsinin. Tilkinin hınzır bir zekâsı vardır örneğin. Suya götürüp susuz getirir, zaaflarımızı kullanmayı iyi bilir, hilenin efendisidir. Alacağını aldıktan sonra da bazen ciddi bir toplumsal eleştiriyle birlikte lafını dürüstçe söyleyiverir. Kötülüğü bile ince zekâ ve tutarlılık taşır tilkinin. Kendini savunmaya görsün; artık çaldığı tavuğu değil, kendinin kim olduğunu düşünürsün. Ama kurt öyle mi? Kabadır kurt. Kötülüğü de yalnızca kötülüktür. İhtiyaçları basittir çünkü. Lafı, yumruğu çakmak gibidir. Tilkiye özenip insanın içinde sinsi sinsi dolanmaz. Gördüğü anda ne istediğine karar verir. Hemen alır, hemen de gider. Onunla tartışmaya kalkma sakın. Keser atar hemen: Güç bende, aldığımı aldım senden, o da bende, e bundan sonra senin ettiğin laftan bana ne? Kısacası, tilki ince sızı, kurt satır bıçağı. Kurdun nefesi etimizi sızlatır. Derdi etimizdedir ne olsa. Oysa tilkinin de derdi midesi olduğu halde, o daha çok ciğerimize saplanır. Hileye karşı dayanıksız kişiliğimizin, toplumsal örgütlenmedeki ahlâki çarpıklığın, tilkinin gayet iyi tarif ettiği dolambaçlı yollar kullanılarak kündeye getirileceğini bilmenin sızısıdır bu. Zaaflarımızla yüzleşmenin... Tilki utandığımız toplumsal yapının simgesidir; kurt ise oburluğumuzun, kaba kuvvetimizin.
Epub
Masal