Uçurtma Avcısı'nı ve Bin Muhteşem Güneş'i okuyup beğenenlerdenim. İkisinden sonra bu kitap bende şok etkisi yarattı arkadaşlar.
Ne yazsam hiç bilmiyorum, acaba bu kitap ufak çaplı(!) tatsız bir şaka mı diye epey düşündüm. Yazar yanlışlıkla taslağı mı paylaştı bizimle, bu da sorduğum sorulardan bir diğeriydi.
Bir kitabı okurken bu denli hayalkırıklığına uğramamıştım galiba. Bu kitap benim için şu kağıt israfı olan kitaplardan daha kötüydü çünkü beklentim gerçekten çok fazlaydı. Uçurtma Avcısı'ndan sonra nasıl fazla olmaz ki zaten?
Kitap şu ana kadar rastlamadığım şekilde yazılmış. Her karakterin ağzından onun kendi hayat hikayesi anlatılıyor. Bu hikayelerin bir noktada birleşmesini beklersiniz değil mi? Hayır efendim birleşmiyor. Aşırı yan bir karakteri en az yüz sayfa boyunca boşuna okuyorsunuz. Allah yazara öyle bir kuvvet vermiş ki ana karaktere ise 400 sayfa sonra anca rastlıyoruz. Nasıl bir rastlayış? Olmasa da olurdu dedirten cinsten.
Acaba ben mi kitabı düzgün okumadım? Adel'in babası kimdi(aslında Adel kim diye de sormak gerek) o arsa olayı ne oldu, İdris ve Timur'dan kitabı uzatmak dışında neden bahsedildi, Sabır nasıl başka biriyle evlendi? Bu sorular gibi cevaplayamadığım sorular çok.
Hakkını yememek lazım, kitap akıcıydı. Sanırım tek iyi yanı da bu. Bu arada geçmişini iyi ki okuduk dediğim tek kişi Pervane'ydi. Peri ve Nila'nın iyi bir ikili olmasını beklerdim açıkçası. İkisinin birbirine olan tavrı sanki her şey boşa yapılmış gibi düşündürdü maalesef.
Kitap çok uzun bir zamanı kapsıyor, sürekli sayfaları karıştırdım, asla tarih olgusunu anlamadım. Üstelik soyağacı tutmak lazım. Bu önemli bir ayrıntı.
Üzgünüm, kitabı beğenip duygu seli yaşayacağımı sanardım. Çok isterdim beğenmeyi. Neyse, eğer yazarla tanışmadıysanız ilk iki kitabını okuyup buna