enlerim arasında yer alan harika bir kitap..
Yoğun ve sürükleyici olan bu kitapta her karakteri birbirinden sağlam olması ve kendi iç dünyası ile savaşını ele alan harika bir olay örgüsü var..
Nietzsche için başladığım ve ümitsizliğini nasıl yeneceğini merakla beklediğim kitapta bir anda Breuer'ın ordan Mathilde'nin Freud'un hatta Max'in iç dünyasını öğrendik.Berthayıda unutmamak lazım Sanki domino taşı gibi birbirine dokunan bu hayatlar özgürlüğü için savaşan ve her erkeğin ilgisini çeken bir kadının cafede başlayan bir görüşmesiyle çözülmeye başladı.Biz Nietzche için endişe ederken onunla birlikte bir çok olay çözüldü..İki ümitsiz insanın başladığı yolculukta kendimide dahil ederek söyleyebilirim ki hayat eleğimizden geçirmeniz gereken bir çok noktaya değindim .
Benim için hafızama kazıdığım en önemli cümle ise "insan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez " oldu.İnsan yaşadığı anda kalmalı ve yaşadığı anın tadını çıkararak ilerlemeli.Kitabı şimdi okuduğum için geç kalmış hissi içindeydim.Yolun başında olduğumu da hissettiren geç olsun da güç olmasın diyebileceğim ve düşünce yapımı değiştirmeme yardımcı olan bir kitap olduğunu da söyleyebilirim.
Okumak isteyenler sadece Nıetzche için değil kendi iç dünyasını sorgulamaya hazır olarak başlamalı..