Mısır firavunları, Romalı Sezarlar, Borjiyalar, Hitler, Stalin, Trujillo bunların hepsinde benzer özellikler vardır. Bu insanlar mutlak güç elde etmişlerdir, ağızlarından çıkan bir sözle yaşam ve ölüm konusunda olduğu gibi hemen her konuda son kararı verirler. İstedikleri her şeyi yapabilme yetilerinin sınırı yok gibidir. Yalnızca hastalık, yaş ve ölümle sınırlandırılmış tanrılardır bu kişiler, insanın varolması sorununa, bu varoluşun sınırlarının ötesine geçme yolunda umutsuz bir çabaya girişerek çözüm bulmaya çalışırlar. Şehvetleri, güçleri sınırsızmış gibi davranırlar, bu yüzden sayısız kadınla yatar, sayısız adam öldürür, her yere şatolar kurar, gökteki aya el atar, olmayacak şeyleri ele geçirmek isterler. Varlık sorununu insan değilmiş gibi davranarak çözme çabası olsa da, bir tür deliliktir bu tutum. Üstelik hasta kişinin yaşamı ilerledikçe artan bir deliliktir bu. Kişi tanrılaşmaya çalıştıkça kendini öteki insanlardan soyutlar, bu soyutlama onu daha da korkak yapar, herkes onun düşmanı olur; bunların sonucunda doğan korkuya dayanabilmek için kişi gücünü ve narsisizmini gittikçe arttırır.