Hasan

Hasan
@pourlequipe
Gerçekçi olmaya çalışacağım.
Öğrenci
15 Temmuz 1999
90 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
10 Temmuz 2003 futbol turnuvasına Fransa'dan Olympique Lyonnais, Güney Afrika'dan Kaizer Chiefs, Almanya'dan TSV 1860 München, ABD'den Los Angeles Galaxy, Hollanda'dan PSV Eindhoven, Uruguay'dan Club Nacional de Football ve Güney Kore'den de Seongnam Ilhwa takımları katılır. Türkiye'den de Beşiktaş Spor Kulübü Futbol Takımı turnuvada yerini alır. Birinciye 2 milyon dolar ve ikincinin de 500.000 dolar ödül verilir. Bu haber Türkiye'deki bazı gazetelerde kısaca yer alır. Ama "Moon tarikatının düzenlediği turnuva" sözleri ve Moon örgütlenmesiyle ilgili kısa bilgiler yer alır. Bu durumda Din-Kilise-Futbol ilişkisi üzerine akla gelebilecek sorulara yanıt da Zaman gazetesinde yer alır. Fatih Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Ali Murat Yel, kutsallık ile futbol ve din arasındaki ilişkinin teorik temellerini ortaya koyar. Öğretim üyesinin yazısındaki satırlar yeterince aydınlatıcı ve tarikat-futbol ilişkisini kötüleyenlere de iyi bir yanıt oluşturur: "(..) Futbol da birçok özelliğinden dolayı yeni bir dini hareket olarak görülebilir. "Para-religious - Din gibi" olarak da adlandırılan bu hareketlerde dini herhangi bir unsur olmamasına rağmen pek çok hususta dine benzer özelliklere rastlanılmaktadır.(..)" Spor festivalinin simgesi içinden de Sun Myung Moon'un adındaki "Moon" yani "ay" da özel olarak anlamlandırılır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Uluslarının dar olanaklarına karşın, uzaklarda öğrenmeyi başardıktan sonra geri dönmeyenlerin, insanlığa hizmet ettikleri bir gerçektir ama, kendilerine bu olanağı tanıyan yurtlarına olan borçlarını ödememiş oldukları da gerçeğin öteki yüzüdür. Bugün yurtlarındaki eğitim ve bilim kurumlarının yetersizliğini öne sürerek dışarıya gidenler unutmamalıdırlar ki, o kurumlar bir zamanlar dünyada saygın bir yere sahiptiler. O saygınlığın temelinde de oralardan yetişenlerin tartışmasız bir özveriyle engelleri aşarak harcadıkları emek bulunmaktadır."
Ekonomik amaç, bilim ve insanlık görüntüsü ile yurdumuza gelip, ilerde istila hazırlamak için, etnik toplulukları gerek hükü-mete, gerek birbirlerine karşı kışkırtmak. Bu gibiler hem genel savaşın hem ülkemizdeki korkunç cinayetlerin düzenleyicileridir." BMM başkanı Mustafa Kemal, daha 1922'nin başlarında Batı'dan doğuya doğru yayılmak için yüzlerce yıldır çaba gösteren kolonicilerin en eski yöntemini bu sözlerle vurguluyordu.

Hasan

, bir kitap okudu
8/10
·64 syf.·
Beğendi
·
2023 7. kitabı
Akasya Asıltürkmen
9.1/10 · 21 okunma
Sivil toplum örgütü" adıyla halkı yanıltmanın, dahası o dar örgütlerin yabancı ilişkilerini örtmenin demokrasiye katkıdan çok zarar vereceği de bir gerçektir. Toplum bu dar gruplarla marjinalleştiriliyor, etkin siyasi eylemlerden uzaklaştırılıyor. Bu tür dar örgütlerde halk muhalefetinden söz etmek olanaksız. Olsa olsa, vakıf ya da dernek kurucularının kişisel muhalefetinden söz edilebilir. Bu durumu örnek alan ve halktan giderek kopan siyasal partiler de, ciddi muhalefet örgütleme yerine bu tür örgütlerin peşine takılıyor, hatta çareyi kendilerini "sivil toplum örgütü" olarak ilân etmekte buldular. İş böyle olunca, "Project Democracy" ağına yani WEB'e bağlanmadan siyaset yapmak olanaksızlaşmıştır. Siyasal partileri ele geçiren yöneticilerin çoğu iktidara gelebilmek için ABD ile iyi geçinme gereğine inanmaktadır. Bu inanç, onları ağ içinde yer alan sözde "sivil" örgütlere yanaşmaya yöneltmektedir. Kendi siyasal programlarına tümüyle zıt girişimlerde bulunan işbirlikçi derneklerin yöneticilerini milletvekili ve parti yöneticisi yaparak destek arıyorlar. Ya da bu tür derneklerin arkasında sırıtan ABD gücünü arkasına alanlar kendi "liberal" çizgilerine tümüyle zıt partilere sızıyorlar ve parti yöneticisi olabiliyorlar. İşte bu nedenledir ki, siyasal parti yöneticileri ABD'ye doğrudan muhalefetten kaçınmaktadırlar.