Sivil toplum örgütü" adıyla halkı yanıltmanın, dahası o dar örgütlerin yabancı ilişkilerini örtmenin demokrasiye katkıdan çok zarar vereceği de bir gerçektir. Toplum bu dar gruplarla marjinalleştiriliyor, etkin siyasi eylemlerden uzaklaştırılıyor. Bu tür dar örgütlerde halk muhalefetinden söz etmek olanaksız. Olsa olsa, vakıf ya da dernek kurucularının kişisel muhalefetinden söz edilebilir. Bu durumu örnek alan ve halktan giderek kopan siyasal partiler de, ciddi muhalefet örgütleme yerine bu tür örgütlerin peşine takılıyor, hatta çareyi kendilerini "sivil toplum örgütü" olarak ilân etmekte buldular. İş böyle olunca, "Project Democracy" ağına yani WEB'e bağlanmadan siyaset yapmak olanaksızlaşmıştır. Siyasal partileri ele geçiren yöneticilerin çoğu iktidara gelebilmek için ABD ile iyi geçinme gereğine inanmaktadır. Bu inanç, onları ağ içinde yer alan sözde "sivil" örgütlere yanaşmaya yöneltmektedir. Kendi siyasal programlarına tümüyle zıt girişimlerde bulunan işbirlikçi derneklerin yöneticilerini milletvekili ve parti yöneticisi yaparak destek arıyorlar. Ya da bu tür derneklerin arkasında sırıtan ABD gücünü arkasına alanlar kendi "liberal" çizgilerine tümüyle zıt partilere sızıyorlar ve parti yöneticisi olabiliyorlar. İşte bu nedenledir ki, siyasal parti yöneticileri ABD'ye doğrudan muhalefetten kaçınmaktadırlar.