Hasan

Hasan
@pourlequipe
Gerçekçi olmaya çalışacağım.
Öğrenci
15 Temmuz 1999
90 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Sözde liberal, iktisadi alanda kartellere tapınan örgütün uygulamadaki hedefleri kısa başlıklarla şunlardır: Finansal serbestlik, yol-su gibi alt yapı yatırımlarının kısıtlanması, sosyal hizmet ve sağlık yardımlarının kısıtlanması, kırsal sanayide ve tarım üretimindeki korumaların kaldırılması, merkezi adil ücretlendirme sisteminin tümüyle bozulması kamu sektörünün özelleştirilmesi, devlet varlıkları yok edilerek devletin küçültmesi, ulaştırma ve iletişimde mikro-ekonomik reformlar yapılması, sendikaların etkisizleştirilmesi, enerji sektörünün kurumsal yapısının parçalanmasının ardından enerji denetim ve yönetiminin çok uluslu şirketlere verilmesi.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
TOSAV'ın barışçı bir girişim kimliği var. Türkiye'nin bölünmesinden yana değiller. Tek istedikleri etnik kimliklere haklar verilmesi. Onlara göre ayrılık hareketlerinin nedeni, devletin kuruluş ilkelerindeki yanlışlıkta yatıyor. "Osmanlı, bir ulus-devlet değildi. Kozmopolit bir siyasal örgütlenmeydi" diyen TOSAV, "Türkiye'nin Demokratikleşmesi ve Kürt Sorunu'nun Çözümü için Yeni Bir Anayasal Düzen teklifi" başlıklı bildirisinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki temel bir yanlışlık olduğunu ileri sürüyor: "Türkiye Cumhuriyeti ise bir ulus-devlet olarak kuruldu ama, olmayan ulusu (siyasal birliği) yaratmak işlevini, Cumhuriyet öncesinde de var olan devlet üstlendi. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti, devletin şekillendirdiği ve şekillendirmeyi sürdürdüğü bir ulus olgusu üzerine inşa edildi." Burada utangaç bir tavırla "bir ulus" denmesini anlamak olanaksız. Ama, mevcut Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığının 'es' geçildiğini anlamak çok kolay. Bu geçişleri, 'Barış' ve 'kültürel haklar' gibi kavramlarla olabildiğince örtmek en kestirme yol olsa gerek. NED'den destek alan vakfın, T.C. üstüne ileri sürdüklerinin, NED'in öteki projelerinden ve Graham Fuller'in RAND teorilerinden pek de farkı yok. Daha da ilginci, 'tepeden oluşturulan ulus' tanımlamasını, Alman CDU (Hıristiyan Demokrat Partisi)'nun uzantısındaki Alman vakfında görevli Türkiye masası şefinin "Atatürk'ün emriyle kurulmuş yapay ulus" tanımlamasından da farkı olmamasıdır.
.. Özal, "Kürt realitesinin tanınmasına ilişkin bir söz daha etmişti: "Federasyon tartışılabilir..." ve daha sonra göreceğimiz gibi, aynı yıl federasyon tartışılmaya başlanmıştı. Hem de İstanbul'da ve dinci-nurcu-savaşçı-demokrat Kürtlerin, İnsan Hakları yöneticisinin, liberal kuramcıların ve Cumhurbaşkanlığı danışmanının katılımıyla. Kim ne derse desin, Özalizm, "project democracy"yi kavramıştı ve gerçekten çağ atlatıcı bir yol tutturmuştu. Özal ABD bilgisinin de derinliğinden kaynaklandığından olacak, her işte olduğu gibi, uzağı yakın etmiş ve demokrasinin Türkiye'de vakıflar aracılığıyla örgütlenebileceğini görmüş ve vakıflar yasasında yapılan küçük değişiklikler 'sivil' örgütlenmenin önünü açmıştır.
Toplumla devlet arasına giren yeni örgütlenmelerden beklenen, devlet egemenliğine paralel bir egemenlik kurulmasıdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir devlet bunu kabul edemez. Çünkü, paralel egemenlik demek, o ülkede yeni bir güç odağı oluşturarak, yeni ve etkili bir ortak yaratmak, erki anayasal sorumluluk taşımayanlara devretmek anlamını taşır. Yurttaşlar bu iki başlılık arasında sıkışıp kalır. Hukuksal eşitliğin yerini paraleldeki örgütün sunacağı ayrıcalıklar alır. Yeni egemenlik merkezinin güdümüne girenler, devletin egemenlik alanından ayrılırlar. Bu ayrılış, ilk bakışta "özgürlük" gibi algılanırsa da, ülkedeki yurttaşların arasındaki geleneksel ve yasal ilişkileri parçalar. Giderek bir tür cemaat, dernek, vakıf derebeylikleri oluşur. 'Derebeylik' deyince bunun illa ki, şatolarda oturan, köylüleri köleleştiren eski zaman beyleri akla gelmemeli. Bu paralel devleti bir dinsel öbeğin şeyhi, dedesi, babası da kurabilir. Büyük boyutlu bir şirkete sahip bir aile, kendi içinde cemaatleşmiş, adı "sivil" bir örgüt, ya da bir mafya ailesinden birkaç kişi de kurabilir. Zaten demokrasinin ve Cumhuriyetin erdemi de bu tür olasılıkları ortadan kaldırmasında, yurttaşları kökenine, toplumsal konumuna bakmaksızın eşit kılmasındadır. Demokrasi ve cumhuriyetin yaşatılması da bu temel ilkenin titizlikle korunmasına bağlıdır.

Hasan

, bir kitap okudu
9/10
·320 syf.·
Beğendi
·
22 günde okudu
·
2023 6. kitabı
Mücahit Gültekin
8.6/10 · 2.015 okunma