Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.
Bu madde modern hukuk devletinin ve parlamenter demokrasiye giden yolun başlangıcı olarak yorumlansa da gerçekte, maddede geçen "özgür hiç kimse" tabiri önem taşıyordu. Baronlar bu kavramla, kendi toprakları ve köleleri üzerindeki hakları Kral'a hatırlatıyorlar ve bu maddeyle Kralın kendi üzerlerindeki ekonomik baskısına karşı çıkıyorlardı. Yoksa bu madde baronların ve senyörlerin yönetimi altındaki kölelerin hayatında bir değişiklik meydana getirmiyordu. Diğer bir deyişle "özgür hiç kimse" tabiri baronları, senyörleri, vassalları ifade ediyordu. Chomsky'nin (2015) de ifade ettiği gibi, sözleşmede geçen kavramlar her ne kadar geniş kapsamlı gibi görünse de, kızılderilileri, köleleri ve kadınları kapsamıyordu ve Magna Carta'nın ardından gelen belgelerde de uzun yıllar boyunca kapsamayacaktı.