Tek bir düşünce, kalbine ulaşıp sağlam bir şekilde yerleşmişti. Herhangi bir işte insanlardan daha fazla öne çıkan bir yeteneğe sahip olmazsa varlığını sürdürmesinin tehlikede olacağından duyduğu kaygı, özellikle kalbinin derinliklerinde gizlenen panik ve öfke duygularıyla körüklendiğinde, içi içini yiyen ıstırabın alevleri olup onu yakardı. Bu kavurucu sıcağı ne kadar çok hissederse o kadar çok etrafındakileri ovalayıp çıkarmaya çalışır, sonunda daha çok karışık ve değişik insanların içinde kaybolup giderdi.
Cehaletini gizlemek için üstünlüğünden yararlanıp saldırmak ve insanlarla muhalefet etmek onun alışkanlığı haline gelmişti. Sonunda dışlanacağını bilse de kendine engel olamıyordu.