Din alanlar, din satanlar, laf kalabalığından başka ne söylüyorlar?
Onların bütün laflarını da bir Karadeniz türküsünün iki dizesi açıklıyor. Bu dünya yalan dünya /Öteki de şüpheli.
Sokaktan geçerken, telkari ustasından duyduğum o türkü takılıyor dilime:Bu dünya bir penceredir/Her gelen baktı geçti, diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı felsefe profesörleri, sözümona varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilir mi?
Livaneli diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da toplumsal olarak yaşanan Bi takım gerçekliklere yüz çevirmemiş güncel bir konuya ilişkin olarak etkiliyici bir hayat hikayesi ile ilgi çekmeyi başarmış. Hikayesinde hem işidin insanlık dışı dramlarını yansıtmış ve hem de benim için en önemlisi kadim şehirlerimizden medeniyetin bi nevi vücut bulmuş hali olan Mardin ve Ortadoğunun çok eski dini olan yüzlerce yıllık katliamlarla yok olmaya yüz tutmuş Ezidilik dini ile ilgili anlamlı birtakım durumlara değinerek dünya kamuoyunda ses getirebilecek bir kitap yazmış Çünkü yaklaşık 4 bin yıllık tarihi olan ve çok hümanist bir dinin savaşmayı ve insanları öldürmeyi yok saydığı bir anlayışın son kalıntılarının da işid denen bir canavarın katletmesi ve bunun sonucunda böyle bir kültürün yok oluşuna ilişkin dünya çapında bir farkındalık yaratan bir kitap.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,7bin okunma
Dostoyevski'nin şaheserlerinden Karamazov Kardeşlerde İvan Karamazov, Alyoşa'ya şöyle der: "Söyle bana Alyoşa; yaratıcı sen olsaydın ve dünyanın yaratılışı bir küçük çocuğun acısını gerektirseydi, dünyayı yaratır mıydın?"
Aziz Nesin ise şöyle yalvarır adeta bir şiirinde:
"Öyle bir ağlasam
Öyle bir ağlasam çocuklar
Size hiç gözyaşı kalmasa.
Öyle bir aç kalsam
Öyle bir aç kalsam çocuklar
Size hiç açlık kalmasa.
Öyle bir ölsem
Öyle bir ölsem çocuklar
Size hiç ölüm kalmasa