Okumaya başlamadan önce sürüklemeyen bir kitap olduğunu duymuştum ve kitaba bu ön yargı ile başladım. Fakat kitap bu ön yargının da ötesine geçerek beklentimin çok altında kaldı. Kitabı okuduğum süre boyunca Werther'in acı çekeceği kısmı merakla bekledim çünkü olayların tam da o noktada sürükleyici bir hal alacağını ve kitabın benim üzerimde başlarda çok da olumlu bir etkisi olmadığı halde bu acılarla beni etkileyeceğini en azından birkaç mesaj verebileceğini düşündüm. Ne yazık ki Werther'den çok okuyucuya okurken acı çektiren bir kitap oldu. Kitap boyunca okuduğumuz şey aşk adı altında saplantılılık ve Werther'in bencilliği. Kitabın sonuna doğru Werther'in abartılı mektup anlatımından kurtulup da anlatıcı tarafından kitap anlatılırken kitap bir şekilde güzel oluyor gibi düşündüm ta ki ana karakter süper dramatik bir sonla hayatına son verene kadar. Yani tamamıyla ilgi bağımlısı bir adamın ilgi üstünde olmayınca ilgiyi uzunca bir süre üstünde tutmasının tek yoluyla.
Genel anlamda kitapta beğenmediğim çok şey olsa da Werther'ı biraz olsun anlamamızı sağlayacak yan karakterler de olmasa verdiğim puanın çok daha aşağısına düşerdim. Her ne kadar tüm kitap boyunca Werther kendi iç dünyasını anlatmaya dert yakınmaya çalışsa da sonu hiçbir yere bağlanmayan betimlemeler yüzünden nasıl bir psikolojide olduğunu anlayamadığımız ana karakter, dul hizmetçisine aşık olan başka bir karakterin anlatımı ve sonradan işlediği cinayetin Werther tarafından kabul görmesi sayesinde anlam kazanıyor.
Olan da , drama yaratayım derken kendi kendine yazıp oynayan ana karakter ve bu kahramancılığın kurbanı olan zamanımıza oldu.