imren

"...İçinde bir acı, boğazında bir yumruk düğümlenir. Kusmak istesen de yapamazsın. Her acı bir diğerini aratır, ya da hatırlatır. İçindeki yaralar kabuk bağlamışken biri gelir ve söker atar onu. Başa sararsın gördüğün kanla. Tuz basan da olur tabi. Bu onun vicdanına kalmış. Aslında biraz vaktimiz olsa konuşmadan durup düşünmek için, o zaman daha mı ağır ilerlerdi hayat. Ama çok acelemiz var öyle değil mi? Belki de o zaman bu kadar kırıcı olmazdık. Sen kırıldığını söylüyorsun bana? Ya senin kırdıkların! Melek değilsin değil mi? Geçmişte kimin bedduasını aldım, kimi kınadım acaba? Tanıdık geldi mi?..." HANGİMİZ MASUMUZ? – BURÇİN MENGÜTAY Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi, sayı 38
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"İyiye meraklı onca insan varken, ben sıramı devrettim. Oturdum kuyruktaki kavgaları, birbirinin önüne geçmeye çalışanları, birbirinin üstüne basmaktan çekinmeyen insanları izledim. Eğer iyi biri olmak, bir diğerini kötü yapmaksa, ben kötülüğü iyi ki benimsedim..." GÜNDE İKİ DEFA DOĞRUYU SÖYLEYEN YALAN MAKİNESİ – MÜCAHİT KABARAN Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi, sayı 27
"....Belleğim ağır uykudayken belki de uyanmak isteğimdin sen. Ya da kendimi yalnız ve güçsüz hissettiğimde ve vazgeçmek isteği gelip çöktüğünde yüreğime sen bir şekilde karşıma çıkıyor ve itici gücüm oluyordun. Tüm bunlardan senin haberin yoktu, tüm bunları yarattığından haberin olmuyordu. Tüm bunları yaratmak için herhangi bir bilinç durumun da olmuyordu elbette, zaten bunları da sen yaratmıyordun. Tüm bunları yaratan benim sende gördüklerimdi ve bu gördüklerimi ise ben yaratıyordum. Her ilişki böyle değil midir biraz da yani biz karşımızdakine nasıl bir anlam yüklediysek onu bu çerçevede değerlendirmez miyiz ?..." DÜŞÜN ÖLÜMÜ / GÜLER KALAY Kirpi Edebiyat Ve Düşün Dergisi, 1. Sayı
Sevim Demiröz - Bunların Hepsine Fotoromanlarda Rastlanır Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi, 38. Sayı ...Büyümek böyle bir şey mi? Aynı hataları, aynı kayıpları zamana yayıp takvim yapraklarına el yordamıyla hayatı devirmek mi? Henüz anlamını yitirmemiş şeyler varken üstelik. Kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan kedi gibi dönüp dururken ruhumuzun darp edilişine bilet kestiriyoruz. Seyretmeye doyamadığımız da kendi ömrümüz, şikayet ettiğimiz de. Konusunu beğenmediğimiz hikâyelerin hepsi biz’li. Peki ne yapmalı şimdi, sayfayı mı çevirmeli?...