imren

Muhyiddin Abdal
İnsan insan derler idi İnsan nedir şimdi bildim Can can deyu söylerlerdi Ben can nedir şimdi bildim Kendüzünde buldu bulan Bulmadı taşrada kalan Mü’minin kalbinde olan İman nedir şimdi bildim ... Muhyeddin eder Hak kadir Görünür her şeyde hâzır Ayan nedir pinhan nedir Nişan nedir şimdi bildim youtu.be/fEzpsVi1Qd0
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
#biryudumkitap
Dert edindiğimiz pek çok meselenin ardında anlamsız beklentiler yatıyor. Bekliyoruz, bekliyoruz ve sonra? Sonra değmiyor. Joseph Roth, "Savoy Otel"inde şöyle diyor: "İnsanların kalbi kötü değil, yalnızca çok küçük. İçine fazla bir şey almıyor." Daha huzurlu bir yaşamak düşlüyorsak eğer, hiç kimseden yüreği yetmeyecek şeyler istememek gerekiyor sevgili okur.
#biryudumkitap
Hani bazı şeyler vardır; bir yerleri, birilerini hatırlatır baktığında. Gördüklerimizin hikmeti, görmek istediklerimizdedir oysa. Ahmet Sarı bir başka şiirinde, "Ben göğe bakınca gözlerini görüyorum senin. Geceye bakınca lapa lapa yağan gözlerini." diyor ya, gözlerini arıyor sevdiğinin. Şimdi siz, ne görmek istiyorsanız, yüreğinizin heybesine onu yükleyeceksiniz sevgili okur. Bakın nasıl değişiyor gündüzünüz, geceniz. Gökgürültüsünün Söylediğidir Kuş Seslerinden Bir Çadır, Heyamola Yayınları, s.12-13 sandım ki ellerimdi iki toz kanatlı kelebek göğü delen o kargış dudağımda bir ıslık sandım sandım ki gözlerinden yeniden diriliş gelecek yoruldum, kendi enkazıma yaslanmaktan usandım sandım ki sen gülünce göğün eli yere inecek tan kızıllığı tanrının yanağındaki allıktır sandım ey tatlı ırmak yavaş ak, az kaldı şarkım bitecek herkes kendi zindanında, bense zindansız kaldım
Karanlıktan korkan birinin sonradan kör olması ne demektir? Ne demektir iğnenin güneşe saplanması, kaybolmak ne demektir? Adres bilmeden çarpa çarpa koşmaya çalışırken dönememek ne demektir? Kaldığın yere dahil olup ait olamamak, çölün ortasında kum fırtınasına yakalandıktan sonra oradan oraya savrulmak, kendini bir mahsene kapatmak, kocaman tatlı bir gezegene parmaklarının ucuyla tutunmaya çalışmak, demlenmeyen acı, ruhta meydana gelen yırtık, zarar-ziyan-zaiyat, tükenen parmak uçları ve bütün bitişlerden sonra üzerine gün ışığı düşmeyen bir sadakatin gölgesizliği ne demektir?... Sevim Demiröz
...Şimdi bana eskimeyen bir şey söyle- sana bildiğim tüm masallarımı hediye edeyim. Bana yok olmayan bir şey söyle; hemen, Senin için bir şiir de ben öldüreyim. Yuvarlanıyoruz yedi basamaklı bir merdivenin başından sonuna, Ama sen bunlara aldırma. Yüzünü yana devir, Göz kapaklarının altındaki yaşları aşağıya indir. Ve son bir iyilik yap bana, Elimi hiç bırakma. Yol bu, yürürken iz ister- toz ister, sus ister, konuş ister, küs ister... Hiç eğip bükmeyeyim lafı, Yol, en çok yüründüğünde bir adımın diğerine devir teslimini ister. Durmak istersen bunu hatırla. Çünkü Meczubun haritasını çalmışlar. Başını ellerinin arasına almış ağlarken gördüm onu, Dedi ki; 'Ayaklarımı çalsalardı bu kadar üzülmezdim belki, Beni şimdi hangi su paklasın, Hangi renk süslesin, Bul getir bana onu çalan elleri.' Duydun mu üstat? Senin de ayaklarını çalmışlardı zamanında, Çelmelerle, Kaydıraklı laf aralarında. ... Sevim Demiröz