Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Birinin kalbini minik parçalara ayırdıktan sonra, üç beş kelamın hatırına affedilmeyi ummak yüzsüzlük gelirdi bana. Affetmenin bağışlananı değil, bağışlayanı hafifletmek için keşfedildiğini geç anladım. Ama anladım."
"Aramızda ne çok suskunluk birikmişti, ne çok yalan ...Ona anlatacağım, anlatmam gereken ne çok şey vardı. Ama işte söylenemeyenler, insanın içinde bir yerde katılaşıyor. Konuşmak o zaman büsbütün zorlaşıyor. İnsan nereden başlayacağını, nasıl yapacağını bilemiyor."
– Yani, başkalarından esirgeyip bana sunduğu nimetler ve benden esirgeyip başkalarına verdiği dertler için Allah'a müteşekkir olmalıyım, öyle mi? Bundan daha bencilce bir şey duymadım!
– Şükretmek bencillik değildir. Aksine, şükrederken diğerlerinin yarasını görür ve sadece kendinle meşgul
olduğun zamanlar için utanırsın. Dünyanın senin ve yaranın etrafında dönmediğini anlarsın. Bencillik arıyorsan ben sana söyleyeyim bak. Asıl bencilce olan depresyondur. Bencilcedir, çünkü sahibini ve yaşadıklarını evrenin merkezine koyar. Açlar, hastalar, savaşlar, depremler, tufanlar bile önemini kaybediverir. Sevgilinin gidişini düşünürken, korkunç facialardan sağ çıkmış ve yaşamak zorunda kalmış insanları mesela, görmezden gelirsin. Onlar inatla ayakta kalmaya uğraşırken, sen yıkılmaktan medet umacak kadar körleşirsin. Ama şükretmeyi öğrenirsen, sadece hayata karşı nankörlükten değil, bencillikten de kurtulursun. Sahip olduklarına minnet duymak, seni yıkıcı hırstan, şımarık tatminsizlikten, dinmeyen açgözlülükten korur.