"En büyük hatan cevabı bulamamak değildi. Yanlış soruları sorarsan, doğru cevabı asla bulamazsın." Oldboy (2003)
Film
Hosatani
"Yaşam sürekli bir problem çözme sürecidir."
Problem Çözme
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sadece bulunduğumuz potansiyelin üstüne çıkabiliyoruz.Ama bunun için çok çalışmak gerekiyor.Problem çözme becerilerimizi geliştirmek gerekiyor. Matematik çok yardımcı olacaktır

Serkan KAYA

@Leibnizsirius
·
Dünyada fıtratımızı değiştirebilmek pek mümkün değil gibi geliyor bana.Sonsuz özgür irademiz maalesef yok.Eğer olsaydı yüzümüzü,saçımızı,göz rengimizi değiştirebilmemiz gerekiyordu. Umarım ahiret hayatında her şey değişir
Çocuklar Neden Yapay Zekâya Dert Anlatıyor?
🙍‍♂️Çocuklar yapay zekâ sohbet robotlarını arkadaş olarak görüyor, onlara duygusal yakınlık geliştiriyor, kendine zarar verme gibi tehlikeli davranışları normalleştiren sohbet veya terapi botlarıyla saatler geçiriyorlar. Çocukların çatışma çözme, psikolojik dayanıklılık, empati gibi becerileri kazandığı gelişimsel dönemlerinde, yapay zekâ dünyası giderek gerçek insan etkileşiminin yerini alıyor. Bazı köşe yazılarını bir kez okur geçerim. Gazeteleri kâğıttan okuduğumuz, dijital dönüşüm öncesinde klasik habercilik reflekslerinin son güçlü dönemi olan o güzel yıllarda, Radikal ve Referans’taki bazı köşe yazılarını ise kesip dosyaladığım olmuştur. Dönüp dönüp yeniden okuyayım diye… Geçen gün Financial Times’tan Simon Kuper’in Gazete Oksijen’de Türkçe çevirisiyle yayımlanan bir köşe yazısı (“Ebeveynlik bu muymuş?”), bende tam da o nostaljik hissi yeniden doğurdu: “Bugünkü ebeveynler telefonlara hazırlıklı. Bizim kobay jenerasyonla yaptığımız hatalardan ders aldılar. Dünya genelinde sosyal medyayı çocuklara yasaklamaya ve okullara telefon sokmamaya yönelik önlemler var. Bugünkü ebeveynleri gafil avlayan ise yapay zekâ,” diyor Kuper bu yazıda. Altını kalın kalın çizip duvara asmayı hak eden bir tespit, değil mi? Evet, yetişkinler olarak gafil avlandık. Herkes birbirine bu konuda akıl veriyor; kendi deneyimini paylaşıyor. Kimisi “modern ebeveynlik” kisvesi altında, kimisi umursamaz, kimisi aşırı korumacı, kimisi sonsuz endişeli... Çocuklar ve yapay zekâ kullanımı tartışması, çok katmanlı ve tek bir doğru cevabı olmayan bir alan. Tabletler, akıllı telefonlar ve yapay zekâ sohbet botları artık çocukların gündelik yaşantısının bir parçası. İçlerinden YouTuber’lar çıkıyor, kod yazabiliyorlar, çünkü dijital dönüşümün içine doğdular. __Bir yandan
Makale|Yazı
Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, çocukluk dünyasını oyuncaklar üzerinden tanımlama çabasıdır. Oysa hakiki oyun, bir nesnenin ona atfedilen işlevinde değil, o nesnenin ötesine geçebilme potansiyelinde saklıdır. Çocuk, dünyaya geldiği andan itibaren edilgen bir tüketici değil, aktif bir anlam kurucudur. Bir nesne, ona biçilen tanım ile sınırlandığında ölüdür. Bir tencere kapağı sadece yemek pişirme aracı olarak kaldığı sürece, potansiyelinden koparılmış demektir. Çocuk ise, o kapağı eline aldığı an, yetişkinlerin üzerine inşa ettiği o katı gerçeklik duvarını yıkar. Kapak, artık bir direksiyon; kaşık, bir asadır. Bu bir hayal kurma eylemi değil, bir varoluşsal yeniden tanımlama sürecidir. Çocuk, nesneyi işlevinden azat ederek onu kendi hayal dünyasının bir parçası haline getirir. "Hazır" oyuncakların sunduğu dünya ise, aslında bir kısıtlamadır. Pilli, ışıklı, kendi kendine hareket eden veya tek bir amaca hizmet eden oyuncaklar, çocuğun zihnine bir "kullanım kılavuzu" dayatır. Bu durum, çocuğun problem çözme yetisini köreltir; çünkü çocuk, bir nesnenin ona ne yapacağını söylemesini değil, kendisinin o nesneye ne yapabileceğini deneyimlemek ister. Hazır oyuncak, çocuğu oyunun öznesi olmaktan çıkarıp, oyunun nesnesi haline getirir. Oysa bir değnek, hiçbir şey vaat etmediği için her şey olabilir; bir robot ise her şeyi vaat ettiği için aslında hiçbir şey değildir. Çocuğun çözüm üreten doğası, hayatta kalma ve dünyayı anlamlandırma içgüdüsünün bir tezahürüdür. Elindeki kaşığı bir yere vurarak sesin fiziksel karşılığını arayan, onu başka bir şeye dönüştürerek simgesel bir dünya kuran çocuk, aslında kendi gerçekliğini inşa eden küçük bir mimardır. Onun için önemli olan nesnenin değeri değil, o nesnenin yarattığı dönüşüm heyecanıdır. Modern ebeveynlik pratikleri, bu
Çözüm Değil, İlgi!
Bazen insanlar çözüm istemez, anlaşılmak ister. Ellerin çatladığında herkes bir krem önerir. Oysa sen bazen krem tavsiyesi değil, “Neden bu kadar çatladı?” sorusunu duymak istersin. Çünkü mesele sadece çatlayan eller değildir. O çatlakların ardında yapılan işler, taşınan yükler, verilen emekler, geçirilen zor günler vardır. İnsan çoğu zaman yarasına sürülecek merhemi değil, yarasının nasıl oluştuğunu merak eden birini arar. Çünkü görülmek, çözülmekten önce gelir. (a.ka)
1000Kitap