İnsanın, neyse o olmayı kabul etmek yerine, -çevrelerindeki konumu ve yerlerini korumak adına, sürekli olarak bireyselliklerinden vazgeçen sahte kralların, sahte bilgelerin, sahte kahramanların, sahte azizlerin yaptıkları gibi- hep başka bir kişilikle görünmek uğruna kendi özünü durmadan ayakları altına alması, mutluluk değildir.
Var olan, yani olma hâlinin kendisi olan Tanrı,
var olanın ve bütün varlıkların en üst halidir; var olmanın eksik (eksi) hâli olan hiçlik (var olmama hâli) ise, bütün varlığın, doğmakta ve olmakta olanın temel şartıdır; çünkü zaten var olan, yaratılmış olan, artık doğamaz, meydana çıkamaz; ama o daha önce yaratılmış, var olmuş değildir de. Öyleyse var olan her şey hem var olma hâlinden hem de hiçlikten (var olmama hâlinden) meydana gelir.
Hiçliğe (var olmama hâline) yönelik eğilimden kötülük ve günah doğar. Günahın kendisine sonuç olarak yol açan bir nedenden çok negatif (kusurlu) bir neden vardır. Böyle negatif, kusurlu nedenlere güç, kudret eksikliği, bilgi, bilim ya da irade eksikliği adı verirler; çünkü zekaya ve iyi şeyler yapma imkanına sahip olanların, bunu gerçekleştirecek iradeye de sahip olmaları şarttır. İrade ise güçten, kudretten ve bilgiden kaynaklanır; ama bunun tersi olamaz, yani bilgi iradeden kaynaklanamaz.
Güneş baba, Toprak ise anadır.
Hava, göğün temiz olmayan bölümüdür; ateş Güneş'ten gelmiştir; denizler yeryüzünün teridir ya da onun sulu kalıntısıdır; yeryüzünün bağrındaki maddelerin eriyip kaynaşmasından oluşmuştur. Deniz aynı zamanda havayı yeryüzüyle bağlar; tıpkı hayatın tinsel güçlerini bedenle birleştiren kan gibi.
Onlara göre Dünya, karnımızdaki kurtlar misali, içinde yaşadığımız devasa bir hayvandır. Güneş'e, Ay ve yıldızlara ve Dünyaya değil de Tanrı'ya bağımlı olmamız gerekmektedir; çünkü bizler, büyümenin dışında herhangi bir yasası (maksadı) bulunmayan dünyanın üzerinde tesadüfen doğduk ve tesadüfen yaşamaktayız; oysa Tanrı için Güneş, yıldızlar, Dünya sadece birer araçtır ve Tanrı, bizleri bütün o bilgeliği ve kadiri mutlaklığıyla çok daha büyük bir maksatla yaratmıştır. Böyle olduğu için sadece onun sayesinde varız ve bir babaya olduğu gibi borçlu ve müteşekkiriz ve her şeyin sadece ondan geldiğini kabul ederiz.
İyice yaşlanmışlığın ve elden ayaktan düşmüşlüğün dışında hiçbir bedensel özrün, insanları işsiz güçsüz, bomboş oturma lanetine uğratmamasını, harika ve taklit edilmeye değer bir özellikleri olarak görüyorum.
Zenginlik ise insanı terbiyesiz, utanmaz, kibirli, cahil, hain kılar; bilgisizliğine rağmen kendini bir şey sanan, boş boş böbürlenen, utanmaz, insafsız, katı yürekli vb. biri olup çıkmalarına yol açar.