DIKKAT! BU BIR PERI MASALI DEĞIL, BIR PERI DRAMI.
Serinin ikinci kitabını, ilk kitaba oranla açık ara daha çok sevdim. Yazar bu kez bizi hem şaşırtıyor, hem de artık ana karakterleri tokatlamadan sayfaları çevirebilme lüksü tanıyor.
İlk kitap şimdiki zamanla yazılmıştı, ki bu da bir grup okurun midesine oturmuş ve editöre muskayla gitmişler. Yazar da bu kitapta demiş ki tamam ya, tamam! Alın size geçmiş zaman, doya doya okuyun. Ve açık konuşayım, bu tarz hikâyeye çok daha yakışmış. Ama bir yazarın linç korkusuyla zaman kipini değiştirmesi… biraz kalbimi kırmadı değil.
Çeviriye gelirsek... yani, çevirmen hâlâ kendi köyünden haberler vermeye devam ediyor. (Ilk kitaba göre daha az ama yine de değinmek istiyorum çünkü yazarın yazım diline ulaşamıyoruz) Arada periler sanki Anadolu yaylalarında büyümüş gibi konuşuyorlar. Yani yine yazım dili denen olgu burada da kaşla göz arasında şehit düşmüş. Bu cinayetin faili de çevirmen. Ama içerik şahane, yazar masum.
Gelelim karakterlere...
Jude’un kardeşinin adını doğru yazabileceğimden hâlâ emin değilim. Neydi? Taryn? Farketmez. O kızın adı artık "ihanetin vücut bulmuş hâli." Ve Locke? Bu çocukta gerçek bir manipülatör ruhu var.
Jude ve Cardan dinamiği ise hmmm... ilk kitapta bunlar aşık olursa ben de ejderha olurum diyordum ama bu kitapta biraz daha ilişki terapisine gitmiş gibiler. (Biraz!) Cardan hâlâ sinir bozucu, hâlâ yakışıklı. Gerçi artık tokatlama isteği yerine bi sarılayım şuna ya hissi veriyor, dur bi tüküreyim sonra sarılayım da diyebilirsiniz emin değilim. Bu ne yaman çelişki... Belli ki karakter gelişimi yaşamış ama eski ruhu da ara sıra yokluyor. Yani adam tam bir reformed bad boy ama içindeki travmalı erkek hâlâ arada el sallıyor.
Ve o sonlar... ters köşeler... başınız döner.
İlk kitabı da sevmiştim ama bu
Lanetli KralHolly Black · Dex Yayınevi · 20201,639 okunma