E.i ۶ৎ

E.i ۶ৎ
@professoreff
Pusulam yok ama kaşifim ༗ goodreads hesabım 𖦹 goodreads.com/user/show/18746... open.spotify.com/user/31xgkdyjz7...
46 kütüphaneci puanı
147 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
Yanlış doğmuş gibi hissedenleri buraya alıyoruz
8/10
·128 syf.··
2025 65. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2025 21:31
Ağzında kızlara ait bir kurdeleyle ortalıkta dolaştığı söylenen tacizci, istismarcı, canavar figür, babasının c+nsel hazzı uğruna afrodizyağa dönüşen çocuk, annesi bir mutfak makinesiyle ilişkiye girmiş çocuk, kıskançlıktan kardeşinin kalbini yiyen çocuk, güneşte eriyen ve herkesin kokusundan kaçtığı peynir çocuk, kafası boş bir kavun olan, düşünemeyen çocuk, yüzünde altı gözü olan kız ve daha çok çok fazlası... Burton evrenine uzak olanlar için bu kitap biraz (hatta baya) garip ve anlamsız gelebilir. Çünkü hikâyeler açıklama yapmıyor, tamamlanmıyor, karakterler bir çözüm bulmuyor. Tim Burton dendiğinde aklıma "tuhaf" kelimesi geliyor çünkü o da bu ifadeyi seviyor. Beni yıllardır büyüleyen gotik sinemasının havasından dolayı, kitabını da okumak istedim. Okurken ister istemez aklıma The Nightmare Before Christmas, Corpse Bride, Edward Scissorhands ya da Frankenweenie gibi filmleri geliyor. Yine dışlanmış karakterler, yine "normal" olamadığı için yok sayılan çocuklar, yine toplumun kenarına itilmiş "tuhaf" figürler var. Kitabında ise daha sade, daha direkt ve çok daha kısa. Toplam 23 kısa şiirsel hikâye var. Bazıları bir cümle, bazıları birkaç satır. Çoğu sayfada ise sadece çizim var. Zaten kitap neredeyse yarı resimli, yarı metinli. Burton’ın kendine has, biraz çarpık siyah-beyaz çizimleriyle dolu. Hikâyeler bazılarına rahatsız edici gelebilir. Ölüm, yalnızlık, ebeveyn sevgisizliği, hatta bazı yerlerde cinsellik ve şiddet gibi unsurlar var. Birkaç satırla bile bunları hissettiriyor. Yani bu bir çocuk kitabı değil öncelikle. Kardeşinin Kalbini Yiyen Çocuk, Kömür Çocuk, Yatağa Dönüşen Kız, Küçük Kızları Yiyen Adam, Kurbağa Oğlan, İstiridye Çocuk, Yapışkan Çocuk, Kibrit Kafalı Kız, Dik Bakışlı Kız, Peynir Çocuk, Çok Gözlü Kız, Ağaç Dalı Oğlan, Kibrit Çöpü Kız, Çapa
İstiridye Çocuğun Hüzünlü ÖlümüTim Burton · Domingo Yayınevi · 20231,259 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kafayi takacagim yeni yazarimi buldum = Natalie Haynes
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 13:58
Önden not: bu kitabı okumaya karar verdiyseniz bir mitoloji okuru olduğunuzu varsayıyorum ve deneyiminizin cok daha keyifli olması için önce sırasıyla Kral Oidipus Oidipus Kolonos’ta ve Antigone kitaplarini okumanizi şiddetle öneriyorum. Simdi Iokasetenin çocuklarına gecelim. Bu benim mitolijiden okudugum ilk retelling. Bugüne kadar hep mitolojiyi orijinal kaynaklarindan, Yunan şairlerinden, destanlarindan okudum. Ve bu yeniden uyarlama işine bayildim! Ve en güzeli, kitap boyunca hissettiğim şey şuydu, geçmişin sabit hikayesinin; modern bir zihinle nasıl yeni katmanlar kazanabileceğini canlı canlı görmekti. Edebiyatın zamana karşı dimdik ayakta durdugunu, ama her nesilde farkli hayatlar bulduğunu yeniden hatırlattı. Iokaste'nin Çocuklarını okurken, metindeki olayları ve karakterleri Kral Oidipus'un orijinal anlatımıyla karşılaştırmak, bana bir keşif zevki yaşattı. Böyle bir karşılaştırmalı okuma, hikayeye sadece seyirci kalmadan, sanki anlatıya katılıyormuşum gibi bir his verdi bana. Oidipus’un trajedisini önceden bilmek, kitaptaki her küçük degişimin ya da yorumu farklı bir derinlikte değerlendirmemi sağladi. Ayrıca bu kadar keyif vermesinin nedeni de karşılaştılirmalı okumayla bir yandan hafızandaki eski bilgileri (Kral Oidipus'un klasik hikâyesi) çağıriyorsun, bir yandan da yeni karşılaştığin modern detayları işliyorsun. Kısacası sadece okumadım, resmen yaşadım, hikayenin içine düştüm. Eski zamanların ağır trajedisinin, modern dokunuşlarla bambaşka bir maceraya dönüşmesini izlemek bana inanilmaz keyif verdi. Sürekli keyif vermesinden bahsettim ama duygusal olarak yer yer kafami duvarlara da vurduğunu söyleyebilirim.
İokaste’nin ÇocuklarıNatalie Haynes · İthaki Yayınları · 2022338 okunma
Şarap Gibi Cardan ve Ayran Gibi Çeviri
9/10
·360 syf.··
2025 38. kitabı
DIKKAT! BU BIR PERI MASALI DEĞIL, BIR PERI DRAMI. Serinin ikinci kitabını, ilk kitaba oranla açık ara daha çok sevdim. Yazar bu kez bizi hem şaşırtıyor, hem de artık ana karakterleri tokatlamadan sayfaları çevirebilme lüksü tanıyor. İlk kitap şimdiki zamanla yazılmıştı, ki bu da bir grup okurun midesine oturmuş ve editöre muskayla gitmişler. Yazar da bu kitapta demiş ki tamam ya, tamam! Alın size geçmiş zaman, doya doya okuyun. Ve açık konuşayım, bu tarz hikâyeye çok daha yakışmış. Ama bir yazarın linç korkusuyla zaman kipini değiştirmesi… biraz kalbimi kırmadı değil. Çeviriye gelirsek... yani, çevirmen hâlâ kendi köyünden haberler vermeye devam ediyor. (Ilk kitaba göre daha az ama yine de değinmek istiyorum çünkü yazarın yazım diline ulaşamıyoruz) Arada periler sanki Anadolu yaylalarında büyümüş gibi konuşuyorlar. Yani yine yazım dili denen olgu burada da kaşla göz arasında şehit düşmüş. Bu cinayetin faili de çevirmen. Ama içerik şahane, yazar masum. Gelelim karakterlere... Jude’un kardeşinin adını doğru yazabileceğimden hâlâ emin değilim. Neydi? Taryn? Farketmez. O kızın adı artık "ihanetin vücut bulmuş hâli." Ve Locke? Bu çocukta gerçek bir manipülatör ruhu var. Jude ve Cardan dinamiği ise hmmm... ilk kitapta bunlar aşık olursa ben de ejderha olurum diyordum ama bu kitapta biraz daha ilişki terapisine gitmiş gibiler. (Biraz!) Cardan hâlâ sinir bozucu, hâlâ yakışıklı. Gerçi artık tokatlama isteği yerine bi sarılayım şuna ya hissi veriyor, dur bi tüküreyim sonra sarılayım da diyebilirsiniz emin değilim. Bu ne yaman çelişki... Belli ki karakter gelişimi yaşamış ama eski ruhu da ara sıra yokluyor. Yani adam tam bir reformed bad boy ama içindeki travmalı erkek hâlâ arada el sallıyor. Ve o sonlar... ters köşeler... başınız döner. İlk kitabı da sevmiştim ama bu
Lanetli KralHolly Black · Dex Yayınevi · 20201,636 okunma
UYUMADIM VE SABAHA KADAR BU KİTABI OKUDUM
9/10
·412 syf.··
2025 35. kitabı
betūl ile uyumadan önce biraz pintereste bakalım dedik. Zalim Prensin çok fazla fanartı çıktı karşımıza. Sonra editlerini falan da izledik videolarına baktık derken canımız çekti. Pdf bulup giriş bölümüne göz atalım dedik. Merak ettik diğer bölümü de okuduk. Sonra diğer bölüm, bir diğer, falan derken kitabın ilk 100 sayfası su gibi akıp gitti. Sonrasında da uyumayıp devam ettik ve sabah karşı kitap bitince bir saat kadar da sonunu konuştuk. Hatta uyumadan hemen ikinci kitaba geçmeyi bile düşündük o denli hani. Eğlenceliydi, hem de bayağı. Her sayfada bir olay, bir entrika, bir kriz.. Şimdi kitap neden bu kadar güzeldi ona geçiyorum. Öncelikle... Evet, ilk 200 sayfa. Tam bir gençlik dizisi havasında. Yani öyle orijinal bir şey bekliyorsanız başlarda biraz “Bunu zaten Wattpad’de okumuştum sanki?” hissine kapılabilirsiniz. O yüzden ilk bölümleri fazla ciddiye almayın, önden atıştırmalık gibi düşünün. Kadın karakterimiz Jude... başta öyle bir eziliyor ki izlerken bile canınız acıyor. Erkek karakterimiz Cardan ise... nasıl desem, domuz demek bile domuzlara hakaret olabilir. Bayağı sinir bozucu, sayfayı kapatıp “Ben bunu neden okuyorum ya?” diye düşünmeniz olası. Kendi kendinize “Ben asla, ASLA bu çocuğu sevmem!” diyeceksiniz. (Tabii sonra bir bakmışsınız Pinterest’te “Cardan fancast” arıyorsunuz. Hayat işte böle bise Evren müthiş! Her sayfada yeni bir yaratık, yeni bir efsane, yeni bir tehlike var. Troll’ler, periler, mitolojilerden yaratıklar… Bu kitap tam bir enemies to lovers cenneti. Ama öyle “hımm düşman ama tatlı” tarzı değil, resmen “Bu adam seni öldürmek istiyor, Jude, uyan!” diyeceğiniz cinsten. İstemediğiniz kadar nefret, istemediğiniz kadar gerilim. 1 puanı nereden kırdım? Başlarındaki olaylar yüzünden. Gerçekten sinir bozucu. Kalp atışınızdan çok göz
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,323 okunma
Sadece sabredin ve okuyun ✭
7/10
·464 syf.··
2025 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2025 17:22
Öncelikle Leigh Bardugo’nun dil kullanımı, Grishaverse serisine kıyasla bu kitapta oldukça farklıydı. Kargalar Meclisi gibi kitaplarında çok daha akıcı ve hareketli bir anlatım varken, Dokuzuncu Cemiyet daha ağır ve yoğun bir dil sunuyordu. Bunun çevirmen farkından mı yoksa yazarın bilinçli bir tercihinden mi kaynaklandığını tam olarak bilemiyorum. Başlarda bu beni biraz üzmüştü ama zamanla kitabın atmosferine uygun bir anlatım dili seçildiğini de düşündüm. Yine de bazı bölümlerde bu anlatım tarzı yorucu hâle gelmişti. Ayrıca başlangıçta karakter isimleri, evren ve cemiyetler beni biraz zorladı. İlk yüz sayfa boyunca okuduğum şeyleri tam olarak kavrayamadığımı hissettim (ilk iki yüz de olabilir) bazı yerlerde sorun bende mi diye düşünüp iki kere okudum ama zordu, cidden zordu. Kitabın sonunda yer alan sözlüğe sık sık dönüp bakmak zorunda kaldım -o sözlük olmazsa hiçbir şey akılda kalmazdı bu arada- Yoğun bilgi akışı nedeniyle zaman zaman /: oldum, özellikle de cemiyetlerin işleyişini anlamaya çalışırken. Tüm bu tantana dışında kitapta sevmedigim bir sey yok. Bu sebeple 3 puanımı kırıyorum ve 7 puanı nereye verdiğime değinmeye başlıyorum. Öncelikle çok çok objektif davranmaya çalışıyordum ve bu objektiflik buraya kadardı. Ben Bardugo'dan her koşulda razıyım ve muhtemelen ne yazsa okurum. Güvenim büyük olunca hemen tökezlemedim ve sabredip devam ettim, sizin de öyle yapmanız gerekiyor. Çünkü kitap okudukça açılıyor, her şey yavaş yavaş zihninize oturmaya başlıyor. Edebi açıdan değerlendirdiğimde, Bardugo’nun dünya inşası konusuna büyük önem verdiği çok net bir şekilde görülüyordu. Olayları falan kenara bırakıp evrene bakarsak tam anlamıyla ENFESTI! Gizemli cemiyetler, gotik detaylar, delirmis birinin kaleminden çıkan ürkütücü betimlelerle yalnızca bir hikaye
Dokuzuncu CemiyetLeigh Bardugo · İthaki Yayınları · 2021630 okunma