Belleğinde sayılar uçuyordu ve tarihin gördüğü otuz kadar büyük vebanın yaklaşık yüz milyon kişinin ölümüyle sonuçlandığını aklından geçiriyordu. Ancak yüz milyon ölü nedir? Savaşta insan ölüyü diriyi bilmez. Nasıl ölü bir adam ancak ölü halde görüldüğünde önem taşırsa, tarih sahnesine saçılmış yüz milyon ceset de hayalimiz de silik bir görüntüden başka bir şey değildir. Doktor, Prokopios'a göre, günde on bin kurban veren Konstantinopolis vebasını düşünüyordu. On bin ölü büyük bir sinemanın müşteri sayısının beş katı eder. İşte yapılması gereken buydu. Beş sinemanın çıkışında insanları toplayıp kentte bir meydana götürmek ve onları daha net görebilmek için onları yığınlar halinde öldürmek. En azından o zaman bu adsız kalabalığa tanıdık yüzler takılabilirdi. Ancak, gerçekleştirilemeyecek bir şey bu doğal olarak, hem sonra on bin yüzü kim tanır? Zaten Prokopios gibi, insanlar saymayı bilmiyordu, herkes bilir bunu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir savaş patladığında insanlar, "uzun sürmez bu, çok aptalca!" derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. Budalalık hep direnir, insan hep kendisini düşünmese bunun farkına varabilirdi. Bu açıdan burada oturanlar da herkes gibiydi, kendilerini düşünüyorlardı;bir başka deyişle hümanisttiler;felaketlere inanmıyorlardı. Felaket, insana yakışmaz, onun için felaket gerçek dışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez, kötü rüyalar arasında insanlarda geçip gider ;önlemlerini almadığından da başta hümanistler gider. Yurttaşlarımız da başkalarından daha az ya da çok suçlu değildir ;alçak gönüllü olmayı unutuyorlardı, hepsi bu ve kendileri için hala her şeyin olanaklı olduğuna inanıyorlardı;bu durumda felaketlerin olanaksızlığını varsayıyordu. İşlerini yapmayı sürdürüyorlardı, yolculuklar ayarlıyorlardı ve düşünceleri vardı. Geleceği, yolculukları ve tartışmaları ortadan kaldıran bir vebayı nasıl düşüneceklerdi ki? Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse özgür olmayacak.
Gerçekten de felaketler ortak bir şeydir, ancak başınıza geldiğinde inanmakta güçlük çekilir. Dünya da savaşlar kadar vebalar da meydana gelmiştir. Vebalar da, savaşlar da insanı hazırlıksız yakalar.