Değerli Dostlar,
Eskiler bizlere, hayatın karmaşasında kaybolmamamız için bir pusula bırakmışlar: "Âlimin yanında dilini, zenginin yanında keseni tut." Bu atasözü ilk bakışta sadece bir nezaket kuralı gibi görünebilir. Ancak derinine indiğimizde, karşımıza muazzam bir yaşam stratejisi çıkar. Anlamı şudur: Bir bilginin yanındaysan sus ki senin küçük bilgin onun deryasına engel olmasın; öğrenesin. Bir zenginin yanındaysan gösterişten kaçın ki ne kibrin esiri ol ne de varlık yarışının gölgesinde ezil. Kısacası bu söz; insana girdiği her ortamda ölçülü davranmanın hayati önemini hatırlatır.
1. Ölçülü Davranmanın Ölçütü Nedir?
Ölçülü davranmanın ehemmiyetinden yola çıkarak kafamı kurcalayan şu sorunun peşine düştüm: Ölçülü davranmanın ölçütü nedir ve kime göredir?
Ölçü, sabit bir cetvel değildir. Ölçü; insanın kendi sınırlarını, karşısındakinin ise makamını doğru okuma yeteneğidir. Buradaki ölçüt; korku değil vakar, eziklik değil haddir. Antik dünyada Protagoras, "İnsan her şeyin ölçüsüdür" derken aslında bize bir sorumluluk yüklemişti. Ölçü, insanın kendisine göredir; ama sadece kendi terazisindeki kefeleri dengede tutabildiği sürece. Eğer teraziniz kibre ayarlıysa ölçünüz sapar; eğer teraziniz aşağılık kompleksine ayarlıysa ölçünüz yine şaşar. Ölçülü davranmanın şaşmaz ölçütü, insanın kendi ağırlığını her türlü güç ve bilgi karşısında sabit tutabilmesidir.
2. Sadi-i Şirazi: Kelamın ve Mevcudiyetin Dengesi
Şarkın bilge sesi Sadi-i Şirazi, bu dengeyi koruyamayan insanın düştüğü acziyeti Gülistan adlı eserinde şöyle mühürler:
"İki şey akıl hafifliğini gösterir: Susulacak yerde konuşmak, konuşulacak yerde susmak." Şirazi’ye göre mesele sadece bir kelam meselesi değil, mevcudiyeti doğru konumlandırma sanatıdır. Tıpkı âlimin yanında dilimizi, zenginin yanında kesemizi tutmamız