Eğitimin laikleştirilmesi adına yapılan reformlar sadece dinin ve dinî değerlerin bireylerden ve toplumdan tasfiye edilmesine sebep olmuştur. Geleneksel İslâm anlayışının yerini, adına din denmeyen fakat din gibi telakki edilen bir ideoloji almıştır. Bu açıdan Türkiye'de geçtiğimiz yüzyılda yapılan tüm müdahale ve yaptırımların tamamı bir "başkalaşma" süreci olarak tanımlanabilir. Eskiye ait olan ne varsa yok edildiği gibi, bunların yerine de eskinin yenisi olan bir şeyler mutlaka konulmuştur; tıpkı fesin yerini şapkanın alması gibi. Bu nedenle eğitimi ideolojinin denetiminden kurtarmadan, birey olma bilinci gelişmiş, şahsiyet sahibi bir insanın yetişmesi imkânsızdır. Zira mevcut eğitim sistemi, egemen ideolojinin kitleleri dönüştürme aracı olarak kurgu lanmıştır