Levin doğrulup karısını öperken:
— Olur, mutlaka gidip bakarım, -dedi.
Kiti onun önüne geçip gittiğinde Levin, “Hayır, söylemem gerekmez, -diye düşündü - Bu, benim için biricik gerekli, önemli ve sözlerle ifade edilmez bir sır.
Bu yeni duygu beni değiştirmedi, mutlu etmedi, hayal ettiğim gibi birden aydınlatmadı, tıpkı oğluma karşı hissettiğim duygu gibi. Hiçbir sürpriz olmadı. İnanç ya da değil, ne olduğunu bilmiyorum, ama bu duygu aynı şekilde fark ettirmeden içime girdi ve yerleşti.
Her zamanki gibi arabacı İvan’a kızacağım, her zamanki gibi tartışacağım, yerli yersiz düşüncelerimi söyleyeceğim, ruhumun en gizli köşesiyle başkaları, hatta karım arasında bir duvar olacak, her zamanki gibi kendi korkularım yüzünden onu suçlayacak ve bundan pişmanlık duyacağım, neden dua ettiğimi akıl yoluyla anlamayacak ve dua edeceğim, ama hayatım, tüm hayatım, başıma gelebilecek her şeyden bağımsız olarak hayatımın her dakikası, eskiden olduğu gibi anlamsız olmamakla kalmayacak, bu hayata katabilecek güçte olduğum iyiliğin kesin anlamına sahip olacak.”