Öncelikle kitap 5/5. Öyle olmaması için bir sebep yoktu zaten. Ama yine de ortalarında 4/5 gibi sanki dediğim olmuştu. Ardından hızla geçti tabii o his. Hele final. HELE O FİNAL. Her şey bitti, çember tamamlandı hissi bir yandan tatmin edici ama bir yandan da ruhunuzu duvardan duvara vuran vurucuydu.
Bu arada dostça bir tavsiye: Kitabı hele ki final kısımlarını dışarıda okumayın, hatta gece çok geç saatlerde de okumayın.
1-Çeviri
Damar ne mesela? DAMAR NE?
Gerçekten o kadar zorlayıcı bir çeviri ki… Yazarın dilini ve evreni normalde sevmeme, kitabı oldukça merak etmeme rağmen ilk sayfaları okumak o kadar zordu ki… “anam” kelimesi hele. O kadar eğrelti duruyordu ki? Başka yerlerde gayet “annem” derken neden araya illa anam kelimesini karıştırdınız? Bölüm 6 sayfa 95’te “esmer saçlı kız” tanımlaması var ve bunun Türkçeye uygun olduğunu hiç sanmıyorum. Çok daha uygun ifadeler kullanılabilirdi. Paragrafların kendi içinde uyumu ve bütünlüğü bile çoğu zaman faciaydı. Mesela 7.bölümün ilk paragrafı? Kitap ilerledikçe bu tarz şeyler gözüme daha az batmaya başladı, büyük ihtimalle kötü de olsa çeviriye alıştığım ve olaylar daha aksiyonlu hale geldiği için. Ama kesinlikle kitabın ilk başlarında yaşadığım hayal kırıklığı ve okumakta yaşadığım zorlukları unutamam :( ben mi hassasım diyorum ama hak ettiğimiz bu değildi.
Bir de “galon” litreye çevrilmeye çalışılabilirdi en azından? Değil mi? yani tamam internette baktım düz çevirmesi zor, en azından çevirmen notu düşülebilirdi.
Sayfa 337 “Gayet prezantabl görünüyorsun” yani cidden??
En azından şarkılar fena değildi, hafif kafiyeler de yapılmıştı.
2-Spoilersız yorumum
Bildiğimi sandığım bir hikâyeydi. Oysa hiçbir fikrim yokmuş. Asla bir fikrim yokmuş.
Hislerimi en iyi nasıl tarif ederim inanın bilmiyorum. Kalbim kırık ama bir yandan