Catherine: "Onun kötü huylu olduğunu biliyorum," dedi. "Ne de olsa kendi oğlunuz. Ama çok şükür, ben de bağışlayacak kadar iyi huyluyum. Onun beni sevdiğini de biliyorum, işte bundan dolayı da onu seviyorum, Bay Heathcliff, sizi sevecek bir kimseniz yok. Bizi ne kadar üzerseniz üzün, acımasız olmanızın çektiğiniz büyük üzüntüden kaynaklandığını biliyorum. Çok dertlisiniz, değil mi ? Şeytan gibi yalnız, onun kadar intikamcısınız.
Siz hayatınızda hiç kimseyi sevmediniz mi, enişte ? Hiç mi ? Ah, bir kez bana bakmalısınız. Öyle kötü haldeyim ki ! Bana üzülmemek, acımamak elinizden gelmez.
Sağlığımı soruyorsunuz. Daha iyiceyim. Ama her türlü umuttan mahrum, yalnızlığa mahkum edilmiş olursam, ya da beni hiçbir zaman sevemeyen, sevemeyecek olan insanlar arasında yaşamak zorunda kalırsam nasıl neşelenip iyileşebilirim ?