• #kaçırılmaması #gereken #duyulmamış #bir #kitap 


    "ama herkes zaten birbirleriyle yarışırcasına rol yapıyor. Cezayirli bir tanıdığım var, kırk yıldır çöpçü rolü oynuyor; bir başkası, metroda bilet zımbalama görevlisi, o da günde üç bin kez aynı hareketi yapıyor;  rol yapmazsanız topluma uyamadığınız söylenir, ya uyumsuz damgası yersiniz, ya sinir hastası. Hattâ daha da ileri gidip size bütünüyle düzmece bir dünyada oynayarak yaşadığımızı söyleyebilirim, ama o zaman da olgunlaşmadığımı düşünürsünüz"




    Merhaba Değerli Kitap Dostları 

    Belki de %90'ınızın hiç duymadığı bir kitapla karşınızdayım. 

    #emilaajar #yalanroman #kitapyorumu


    Hatırlanmayan bir günde sahafları gezerken bir kitap dikkatimi çekti. İsmi Yalan-Roman. İlginç bir kitap olmalı diye geçirdim aklımdan. Arka kapağını okudum ve hoşuma gitti. Kitabı okurken öğrendim ki kapakta yazan yazarın takma adıymış. Yazarın gerçek adı Romain Gary. Yazarın yirmi yaşından beri yazdığı, ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya yanında taşıyarak yaşamının bir parçası haline getirdiği bu nadide eserde hiçbir şeyin gerçek olmadığı, herkesin ve herşeyin yalan olduğu bir oyunun içine giriyoruz. Pseudo oyunu. Yani -mış gibi oyunu. Yazarın anlattıkları o kadar haklı şeyler ki çevrenize bakıyorsunuz. İşini severek yapmayan, genç arkadaşlardan severek okula gitmeyenler mutlaka vardır. Çalışıyormus gibi, okuyormuş gibi yapanlarınız da vardır elbet. İnsanlar o kadar kötü oldu ki. Seviyormuş gibi yapanı da var. Çalışıyormuş gibi yapanı da. Yazar dünyayı eleştiriyor kitabında. Herkesten kendini soyutluyor ve derin gözlem yeteneğine dayanarak hiç farkında olmadığımız gerçekleri gözümüzün önüne seriyor. Yazarın ancak ölümünden sonra takma bir isimle basılan bu kitabın çok dolu dolu olduğunu ve çok sade bir kitap OLMADIĞINI ve en etkilendiğim 10 kitaptan biri olduğunu belirterek kitabı temin edebilme imkanı olan tüm kitap severlere tavsiye ediyorum.  Kitap can yayınlarından artık basılmıyor agora kitaplığı yeni baskısını basıyor haberiniz olsun. 


    Satırlarda buluşmak ümidiyle kitapsız kalmayın. Görüşmek üzere hoşçakalın  🤗



    Alt kısımda buluşalım 




    "Suçsuz olduğunu ileri sürme hakkını elde edebilmek için suçun kökenini bulmak gerekir."



    "Sessizliği bile duyar ve anlarım. Son derexe ürkütücü ve anlaşılması en kolay dildir. Unutulmuş ve kimsenin ilgisini çekmeyen, kimsenin duymadığı yaşayan diller, en anlamlı haykırışlardır."



    Beyin çok iyi bilir ki, geçmişte benzeri olmayan, ilgisiz bir dil yaratmayı başarabilseydik, kişiliğimizin saçma yanı kalmazdı. İşte bu nedenle bunalım kaynakları, özel olarak tasarlanmış, kendimizi yokluk, olanaksız ve karikatür konumunda tutacak beynimizle donatmıştır bizi."



    "Halkların ve insanların birbirlerini anlamadıkları için dalaştıklarını düşünmek doğru değildir. Birbirlerini anladıkları için dalaşırlar."



    "İnsan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, birini sevmeden soluk alamıyor."



    "gerçeğin bizimle dalga geçip kasıklarını tuta tuta güldüğünü ve son söz hep benimdir der gibi parmağını bize doğru salladığı izlenimine kapılmıştım."



    "Hep kaybettim ben. Kaybetmek için doğmuşum. Kaybetmekten hoşlanırım, her zaman kaybeden biri oldum, gücüm buradan gelir. Zayıf olduğum için hala ayaktayım. Kaybettikçe üstlerine giderim. Zayıflığımla içlerinden, temellerinden yıkarım onları. Vicdanları rahat etmez"



    "Öylece, ağzım açık duruyordum, o kadsr anlaşılmazdı ki bütün söyledikleri, kendimi kaygısız ve rahat hissetmeye başlamıştım neredeyse, ÇÜNKÜ ANLAMAK KADAR KORKUNÇ BİR ŞEY YOKTUR."
  • Sevr'i kabul etseydik ne olurdu?Türkiye'nin belirli kısımları sonra verilir,belirli kısımları verilmezdi.Bir kere Ege Bölgesi hiçbir zaman verilmez,İstanbul elden çıkardı.İngiltere,Cebelitarık'tan ve Malta'dan nasıl çıkmadıysa,İstanbul'a da o şekil yerleşir ve Boğazlar ve İstanbul'u Rusya'ya katiyyen bırakmazdı;pseudo(sehte görünümlü) bir ortaklıkla oyalardı ve ilerde de kuzeydeki kuvvetin güneydeki üslerine karşı aynı düzeni sürdürerek,Britanya'nın ebedi hakimiyetini sağlardı.Bazı yerli iktidar sahipleri de bu politikayı desteklerdi.
  • Slav (Slovene) adına ilk defa, eserini M. s. VI. yüzyılın başlarında yazan, Nazians'h Pseudo-Cesarios'un kitabında rastlanıyor. "Slav, sözünün ne anlama geldiği bilinmiyor; bu isim de, birçok kavimler adı gibi, menşei ve mânası açıklanamıyor.
  • "Sevr'i kabul etseydik ne olurdu? Türkiye'nin belirli kısımları sonra verilir, belirli kısımları verilmezdi. Bir kere Ege Bölgesi hiçbir zaman verilmez, İstanbul da elden çıkardı. İngiltere, Cebelitarık'tan ve Malta'dan nasıl çıkmadıysa, İstanbul'a da o şekilde yerleşir ve Boğazlar ve İstanbul'u Rusya'ya katiyyen bırakmazdı; pseudo (sahte görünümlü) bir ortaklıkla oyalardı ve ilerde de kuzeydeki kuvvetin güneydeki üslerine karşı aynı düzeni sürdürerek, Britanya'nın ebedî hâkimiyetini sağlardı. Bazı yerli iktidar sahipleri de bu politikayı desteklerdi. Türkler bu bölgeyi ancak turistik görür ve iç geçirirlerdi."
    İlber Ortaylı
    Sayfa 144 - Kronik Kitap, Ocak 2018.
  • Sahte, yalancı, kalp.