müjgan’ın güzelliği bakınca anlaşılmazdı, durunca fark edilirdi; öyle herkesin gözüne düşmezdi, biraz susmak, biraz anlamak isterdi. yüzünde acele yoktu, gülüşü bağırmazdı, ışığı kendindendi; geceye yakışırdı müjgan, çünkü karanlıkta parlayan şeyler daha sahicidir. güzelliği aynada değil, bir bakışın arasında, yarım kalan bir cümlenin sonunda dururdu; insanı kendine hayran bırakmazdı, insanı kendinden alırdı. müjgan güzel değildi sadece, müjgan unutulamayacak kadar derindi…
küçük bir kızın isyanı sokak lambalarının altında büyür; dizleri yaralı, cepleri umutla doludur. annesi ona erken susmayı öğretmiştir, babası hiç dinlememiştir; o yüzden sesi biraz rüzgâr, biraz cam kırığıdır. okula giderken omzunda dünya vardır, dönerken akşamdan ağır. kimse fark etmez gözlerindeki karanlığı, çünkü çocukluk herkese masum görünür. küçük bir kızın isyanı yüksek ses sevmez; bir defter kenarında başlar, bir gün bütün şehri uyandırır.