Ama iman öyle değil. İman kaptaki su gibidir. Bazen dolu bazen boştur, bazen bitecek gibidir bazen geriye damlalar kalmıştır, bazen yeniden dolar bazen su kirlenir ve temizlemek gerekir. Bu sebeple iman ya vardır ya yoktur diyemeyiz.
(…)
Salih amel işledikçe kalp o kadar imanla dolar. Salih amel azaldıkça iman kalpten yavaş yavaş akıp kaybolur. İmanı elimizde tutamayız.
Potansiyeli olduğu halde dışarıya çıkartmaması gibi bir durum söz konusu değil; esasen motor çalışıyor ve siz de motorun çalıştığını görebiliyorsunuz. O yüzden Allah (cc) bunu inananlar için yaşayan bir deneyim haline getirdi. Kur’an’da sadece sizin deneyimleyebileceğiniz, size kimsenin açıklayamayacağı hidayet mucizeleri vardır. Hayatınızda zorluk çektiğinizde Allah’ın Kitab’ını açar ve birkaç ayet/sayfa okuyup probleminize cevap bulursunuz. Bunu kimseye kanıtlayamaz, bunun bir mucize olduğuna dair kimseyi ikna edemezsiniz. Bu Allah’tan (cc) size gelen kişisel bir hidayettir.
Allah (cc) bu Kitab’ı sadece gözler için değil kulaklar için de mucizevi kılmıştır. Kur’an tüm bu mucizelerin sonuncusudur. Önceki peygamberlere verilen mucizeler şüpheyi yok etmek içindi. Unutmamak gerekir ki mucizelerin amacı şüpheyi ortadan kaldırmaktır; mucizelere bakıp sadece ‘İnanılmazdı!’ demeniz değil. Amaç, şüpheyi yok etmektir.
Evet, insan için dibin de dibi vardı. Söz konusu olan kötülükse, sonsuz bir esneme yeteneğine sahiptik, sınırları alabildiğine genişletebilir, derinleştirebilir, büyütebilirdik.
Millet birbirine sarılmayı unuttu, birbirinin gözünün içine muhabbetle bakmayı, birbirlerine sevgi duymayı, saygı duymayı. İnsanlar insan olmayı unuttu. Ne güzel konuştu bu akşam Zekiye Hanım. Hani şu yağmurla ilgili ‘Dünya kendini temizliyor’ demişti ya. Gerçekten de bu kadar kötülük, bu kadar pislik, bu kadar sahtekarlık, bu kadar kalabalık ancak yeni bir tufanla ortadan kalkar.