Bana hiçbir şey katmadı diyemem, ancak çok yardımcı da olmadı. Kitabı görünce erkek arkadaşım ilgimi çekebileceğini düşünmüş. Gerçekten bana gösterdiği an merakla başladım. Yazar, kendi psikolog deneyimini olduğu gibi kitaba aktarmış. Kendime benzettiğim bazı söylemleri ve özellikleri olması, kitaba devam etmemi sağladı.
Psikoloğun yaklaşımını genel olarak asla beğenmedim. Söylediği bazı şeyler aklıma yatsa da benim psikoloğum olsa ikinci seansa bile gitmezdim. Kitap yorumlarında birisinin bu durumu “kültüre” bağladığını okumuştum. Kore biraz kapalı bir kültür ve fiziksel sağlıklarına çok dikkat etseler de mental sağlıklarına o kadar özen göstermiyorlar sanırım. Psikoloğa gitmek Batı toplumundaki kadar olağan bir durum değil. O yüzden psikologların yaklaşımları da genelde yargılayıcı olabiliyormuş. Bu kitapta beni en çok rahatsız eden, psikoloğun sığ ve yüzeysel yaklaşımıydı. Mesela sarhoşken yaptığımız şeylerden sorumlu değiliz gibi bir genelleme yapıyordu. Bu, istediğimiz yere çekebileceğimiz çok genel bir cümle ve danışana, yani hastaya, söylenmemesi gereken bir cümle bence.
Başka yorumlarda yazarın kitaba fazla emek harcamadığını ve sadece seansları olduğu gibi yazdığını söyleyenler olmuş. Buna katılmıyorum. Yazar, kitabın sonuna, seanslar bittikten sonra birçok çıkarımda bulunduğu bölümler eklemiş. Kendiyle ilgili çıkarımları ve yüzleşmeleri eklemiş olması bence kitabı tamamlamış.
Mutlaka okuyun diyemem ama kısa ve çok zaman almayan bir kitap. Anksiyete ve depresyonla mücadelede, başka insanların da benzer durumlar yaşadığını görmek bence çok önemli ve faydalı. Bu kişi de bir insan ve deneyimleri böyle, böyle diyebilmek bence gerekli. Ek olarak, Türkçe çevirisinde o kadar çok yazım hatası vardı ki ağlamak istedim...